Żâlike emru(A)llâhi enzelehu ileykum(c) vemen yetteki(A)llâhe yukeffir ‘anhu seyyi-âtihi ve yu'zim lehu ecrâ(n)
İşte bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür.
Bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah'tan korkarsa Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür.
Talâk Suresi 5. ayet, Allah'ın emirlerine uymanın ve takvanın sonuçlarını ele almaktadır. Ayet, ilahi buyrukların indirilişi, takvanın kötülükleri örtmesi ve ecri artırması gibi temel kavramlar üzerinden müminlere yol göstermektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Emr (أمر), hem fiil hem de isim olarak kullanılır. Fiil olarak 'emretmek', isim olarak ise 'iş, durum, buyruk' anlamlarına gelir. Ayetteki 'أَمْرُ اللَّهِ' ifadesi, Allah'ın kullarına yönelik hükmünü, şeriatını ve koyduğu kuralları ifade eder. Bu, sadece bir talep değil, aynı zamanda uyulması gereken ilahi bir iradedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'أَمْرُ اللَّهِ' ifadesini 'Allah'ın hükmü ve kazası' olarak açıklar. Burada kastedilen, Allah'ın kullarına indirdiği ve onlardan uymalarını istediği şer'i hükümlerdir. Bu emirler, dünya ve ahiret saadetini temin etmek üzere konulmuştur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Nüzul (نزول), bir şeyin yukarıdan aşağıya inmesi demektir. 'أَنزَلَهُۥٓ إِلَيْكُمْ' ifadesi, Allah'ın emirlerinin, hükümlerinin ve şeriatının vahiy yoluyla insanlara ulaştırıldığını gösterir. Bu, ilahi bilginin insanlığa aktarılma sürecini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'inzal' kavramının Kur'an'da ilahi mesajın, kitabın ve peygamberlerin gönderilmesi bağlamında merkezi bir rol oynadığını belirtir. Bu, Allah'ın insanlarla iletişim kurma ve onlara doğru yolu gösterme eylemini vurgular. Ayetteki 'أَنزَلَهُۥٓ' ifadesi, Allah'ın buyruğunun kaynağının ilahi olduğunu ve insanlara bir lütuf olarak verildiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Takva (تقوى), bir şeyi korumak, muhafaza etmek ve sakınmak anlamlarına gelir. Allah'a karşı takva ise, kişinin kendisini Allah'ın azabından, gazabından ve hoşnutsuzluğundan korumasıdır. Bu, Allah'ın emirlerine riayet etmek ve yasaklarından kaçınmak suretiyle gerçekleşir. Ayetteki 'وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ' ifadesi, Allah'ın koyduğu sınırlara riayet eden, O'ndan korkan ve O'nun rızasını gözeten kişiyi tanımlar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, takva kavramının Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, ancak temelinde 'korunma' ve 'sakınma' anlamlarının yattığını belirtir. Allah'a karşı takva, sadece korkmak değil, aynı zamanda O'na karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmek ve O'nun rızasını kazanmaya çalışmaktır. Ayetteki bağlamda takva, Allah'ın indirdiği buyruklara karşı gelmekten sakınmayı ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Keffâret (كفارة), bir şeyi örtmek, gizlemek ve gidermek anlamlarına gelir. 'يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ' ifadesi, Allah'ın, takva sahibi kulunun günahlarını bağışlaması, onları silmesi ve görünmez kılması demektir. Bu, Allah'ın rahmetinin ve mağfiretinin bir tecellisidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kefera' fiilinin temel anlamının 'örtmek' olduğunu belirtir. Günahların örtülmesi, onların affedilmesi ve ahirette hesaba katılmaması anlamına gelir. Ayetteki bu kullanım, takvanın günahları temizleyici bir etkisi olduğunu ve Allah'ın bu sayede kullarına merhamet ettiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ecr (أجر), bir iş karşılığında verilen mükafat, karşılık demektir. Kur'an'da genellikle Allah'ın salih ameller karşılığında kullarına vereceği uhrevi mükafatı ifade eder. Ayetteki 'وَيُعْظِمْ لَهُۥٓ أَجْرًا' ifadesi, takva sahibi kişinin mükafatının sadece verilmekle kalmayıp, aynı zamanda kat kat artırılacağını, büyütüleceğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, ecri, yapılan bir amelin veya hizmetin karşılığı olarak tanımlar. Allah'tan gelen ecir, O'nun lütfu ve cömertliğiyle sınırsızdır. Ayetteki 'büyültmek' (يُعْظِمْ) fiili, bu mükafatın nicelik ve nitelik olarak çok üstün olacağını, beklentilerin ötesinde bir karşılık olacağını ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.