Eskinûhunne min hayśu sekentum min vucdikum velâ tudârrûhunne litudayyikû ‘aleyhin(ne)(c) ve-in kunne ulâti hamlin fe-enfikû ‘aleyhinne hattâ yeda'ne hamlehun(ne)(c) fe-in arda'ne lekum feâtûhunne ucûrahun(ne)(s) ve/temirû beynekum bima'rûf(in)(s) ve-in te'âsertum feseturdi'u lehu uḣrâ
Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.
O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştırmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onları besleyin. Sonra sizin için emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup danışın. Güçlük çekerseniz çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.
Talâk Suresi'nin 6. ayeti, boşanmış kadınların iddet süresindeki haklarını ve karşılıklı yükümlülükleri ele almaktadır. Ayet, özellikle 'iskân', 'nafaka', 'emzirme' ve 'anlaşma' gibi kavramlar üzerinden aile hukukunun temel prensiplerini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 's-k-n' kökünü 'hareketin durması, sükûnet bulmak' olarak açıklar. Ayetteki 'eskînûhunne' emri, boşanmış kadına iddet süresince barınma imkanı sağlamak, onu yerleştirmek ve böylece onun sükûnetini temin etmek anlamındadır. Bu, kadının dışarı atılmaması ve güvende hissetmesi gerektiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'eskînûhunne' ifadesini mecazi olarak 'onlara yer verin, onları barındırın' şeklinde yorumlar. Bu, sadece fiziksel bir barınma değil, aynı zamanda onlara karşı insani bir muamele ve haklarını gözetme yükümlülüğünü de içerir. Ayetteki bağlamda, erkeğin kendi imkanları dahilinde kadına uygun bir mesken temin etmesi gerektiği belirtilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 's-k-n' kökünün Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, bu ayetteki 'iskân' kavramının sadece barınma değil, aynı zamanda 'huzur ve güven' sağlama boyutunu da içerdiğini belirtir. Boşanmış kadının iddet süresince psikolojik ve fiziksel olarak güvende olması, bu emrin temel amacıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'd-r-r' kökünden türeyen 'tudârrûhunne' fiilini 'onlara zarar vermeyin, onları incitmeyin' şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda bu, özellikle iddet süresindeki kadınlara, onları evden çıkarmak veya geçimlerini zorlaştırmak suretiyle zarar vermekten kaçınmayı emreder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'd-r-r' kökünü 'bir şeye zarar vermek, eksiltmek' olarak tanımlar. 'Tudârrûhunne' ifadesi, karşılıklı zarar verme fiilini yasaklar. Ayetteki kullanım, erkeğin kadına, sırf onu sıkıntıya sokmak amacıyla zarar verici davranışlarda bulunmasını men eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'zarar' (darar) kavramının sadece fiziksel değil, aynı zamanda ahlaki ve psikolojik zararı da kapsadığını belirtir. Bu ayetteki 'tudârrûhunne' emri, boşanmış kadına karşı her türlü kötü muamele, baskı ve hak ihlalini yasaklayarak, ona karşı adil ve insancıl davranma yükümlülüğünü vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'h-m-l' kökünü 'taşımak, yüklenmek' olarak açıklar. 'Hamlin' kelimesi, kadının rahminde taşıdığı cenin anlamındadır. Ayetteki 'üûlâti hamlin' ifadesi, hamile olan kadınları ifade eder ve onların özel durumlarına dikkat çekerek nafaka yükümlülüğünü vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'h-m-l' kelimesinin hem ağaçların meyvesi hem de kadınların karnındaki cenin için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'haml' kelimesi, kadının hamilelik durumunu ifade eder ve bu durumun, nafaka gibi ek yükümlülükleri beraberinde getirdiğini açıklar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'n-f-q' kökünü 'bir şeyi tüketmek, harcamak' olarak tanımlar. 'Enfikû' emri, özellikle hamile olan boşanmış kadınların geçimini sağlamak üzere maddi harcama yapmayı ifade eder. Bu, onların doğum yapana kadar olan ihtiyaçlarını karşılamayı kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'infâk' kelimesini 'malını Allah yolunda veya bir ihtiyacı karşılamak için harcamak' olarak açıklar. Ayetteki 'feenfikû' emri, hamile olan boşanmış kadınların doğum yapana kadar olan nafaka yükümlülüğünü açıkça belirtir. Bu, erkeğin üzerine düşen bir sorumluluktur.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'infâk' kavramının 'bir şeyi tüketerek yok etmek' anlamından hareketle, malın bir ihtiyacı karşılamak üzere harcanmasını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'feenfikû' emri, hamile kadının doğum yapana kadar olan temel ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli harcamaların yapılmasını emreder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'e-c-r' kökünü 'bir iş veya hizmet karşılığında verilen bedel' olarak açıklar. Ayetteki 'ücûrahunne' ifadesi, boşanmış kadının çocuğu emzirmesi durumunda hak ettiği ücreti ifade eder. Bu, emzirmenin bir hizmet olarak kabul edildiğini ve karşılığının ödenmesi gerektiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'ecr' kelimesini 'bir fiilin karşılığı olarak verilen şey' olarak tanımlar. Ayetteki 'feâtûhunne ücûrahunne' emri, annenin çocuğu emzirme hizmeti karşılığında alacağı ücreti ifade eder. Bu, annenin bu hizmeti gönüllü olarak değil, bir bedel karşılığında yapabileceğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ma'rûf' kelimesini 'akıl ve şeriatın güzel gördüğü, çirkin görmediği şey' olarak açıklar. Ayetteki 've'temirû beynekum bi-ma'rûfin' ifadesi, tarafların emzirme ücreti ve diğer konularda karşılıklı olarak adil, örfe uygun ve iyi niyetli bir şekilde anlaşmalarını emreder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'ma'rûf' kelimesini 'akıl ve şeriatın iyi ve güzel kabul ettiği şey' olarak tanımlar. Bu ayetteki kullanımı, boşanmış eşlerin çocukla ilgili konularda (emzirme ücreti gibi) karşılıklı olarak adaletli, hakkaniyetli ve toplumun genel kabulüne uygun bir şekilde uzlaşmalarını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ma'rûf' kavramının Kur'an'da 'toplumun genel ahlaki değerleri ve adalet anlayışıyla uyumlu olan' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, boşanmış çiftlerin çocuklarının menfaati doğrultusunda, toplumsal normlara ve adalete uygun bir şekilde anlaşmaları gerektiği vurgulanır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.