Ve ke-eyyin min karyetin ‘atet ‘an emri rabbihâ ve rusulihi fehâsebnâhâ hisâben şedîden ve 'ażżebnâhâ ‘ażâben nukrâ(n)
Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık.
Nice kent var ki Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine başkaldırdı, biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onlara görülmemiş şekilde azab ettik.
Bu ayet, Allah'ın emirlerine isyan eden toplulukların akıbetini ele almaktadır. 'Ate' fiiliyle isyanın şiddeti, 'hisaben şediden' ve 'azaben nükran' ifadeleriyle de bu isyanın sonuçları olan çetin hesap ve görülmedik azabın dehşeti vurgulanmaktadır. Ayet, geçmiş kavimlerin kıssaları üzerinden bir uyarı niteliği taşımaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'karye' kelimesinin aslen 'toplamak, bir araya getirmek' anlamından geldiğini belirtir ve bu nedenle insanların bir araya toplandığı yerleşim birimine 'karye' denildiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, belirli bir topluluğun yaşadığı ve Allah'ın emirlerine muhatap olduğu yerleşim yerini işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'karye' kelimesinin Kur'an'da bazen 'şehir' anlamında, bazen de 'şehir halkı' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'min karyetin' ifadesi, 'nice kasaba halkı' anlamında olup, yerleşim yerinden ziyade orada yaşayan insanları kasteder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'atev' fiilinin 'tuğyan etmek, haddi aşmak, kibirlenmek ve itaatsizlik etmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'atât an emri rabbihâ' ifadesi, kasaba halkının Rablerinin emrinden yüz çevirerek isyan ettiğini ve haddi aştığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'utuvv' kelimesinin 'itaatten çıkmak, isyan etmek ve kibirlenmek' olduğunu ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın emirlerine karşı gösterilen aşırı direnişi ve itaatsizliği açıkça ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tuğyan' kavramının Kur'an'daki temel anlamlarından birinin 'sınırları aşmak, haddi aşmak' olduğunu belirtir. 'Ate' fiili de bu 'tuğyan' kavramıyla yakından ilişkilidir ve Allah'ın koyduğu sınırları çiğneyerek isyan etmeyi ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hisab' kelimesinin 'saymak, ölçmek, değerlendirmek' anlamlarının yanı sıra, 'bir şeyin karşılığını vermek, cezasını veya mükafatını tayin etmek' anlamında da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'fahasabnâhâ' ifadesi, Allah'ın isyan edenlere hak ettikleri cezayı takdir etmesini ve onları sorguya çekmesini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hesap' kavramının Kur'an'da genellikle ahiretteki sorgulama ve amellerin karşılığının verilmesi bağlamında kullanıldığını vurgular. Bu ayette ise dünyada da ilahi bir cezanın ve sorgulamanın gerçekleştiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şiddet' kelimesinin 'güçlü, kuvvetli, katı ve zorlu' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Hisaben şediden' ifadesi, Allah'ın hesabının çok çetin, zorlu ve kaçınılmaz olduğunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'şedid' kelimesinin bir sıfat olarak 'kuvvetli, zorlu, şiddetli' anlamlarını taşıdığını ve genellikle olumsuz bir bağlamda kullanıldığında 'ağır ve çetin' bir durumu ifade ettiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, ilahi hesabın ve azabın dehşetini pekiştirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'azab' kelimesinin 'acı veren şey, cezalandırma' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'azzebnâhâ' ifadesi, Allah'ın isyan edenlere dünyada veya ahirette acı veren bir ceza uyguladığını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'azab' kelimesinin kökeninde 'bir şeyi engellemek, alıkoymak' anlamının bulunduğunu ve bu nedenle 'cezalandırma' anlamını kazandığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın isyancıları rahmetinden mahrum bırakarak cezalandırdığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nükr' kelimesinin 'inkar edilen, bilinmeyen, alışılmadık ve dehşet verici' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Azaben nükran' ifadesi, verilen azabın sıradan olmadığını, şiddeti ve dehşetiyle daha önce benzeri görülmemiş bir ceza olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nükr' kelimesinin 'akıl ve duyular tarafından yadırganan, alışılmadık ve hoş görülmeyen şey' olduğunu açıklar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın isyancılara verdiği azabın şaşırtıcı derecede şiddetli ve dehşet verici olduğunu ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.