Yâ eyyuhâ-lleżîne keferû lâ ta'teżirû-lyevm(e)(s) innemâ tuczevne mâ kuntum ta'melûn(e)
Ey inkar edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.
(İnkâr edenlere): "Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin. Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz." (denilir.)
Bu ayet, kıyamet gününde inkarcılara yöneltilen bir hitabı içermekte olup, onların dünyada işledikleri amellerin karşılığını göreceklerini ve özürlerinin kabul edilmeyeceğini vurgulamaktadır. Kelimelerin kök anlamları, bu ilahi yargının kesinliğini ve adaletini pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): K-f-r kökü, bir şeyi örtmek, gizlemek anlamlarına gelir. Dini bağlamda ise Allah'ın nimetlerini veya hakikati örtmek, yani inkar etmek demektir. Ayetteki 'kefarû' ifadesi, Allah'ın varlığını, birliğini ve peygamberlerini inkar edenleri, hakikati bile bile reddedenleri ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu'ya göre 'küfr', Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve 'şükr'ün zıttıdır. Allah'ın lütuflarını ve hakikatini görmezden gelmek, nankörlük etmek ve nihayetinde Allah'ı inkar etmek anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, bu inkarın ahiretteki sonucuna işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): A-z-r kökü, bir kusuru veya hatayı gidermek, affedilmesini istemek için bahane sunmak demektir. Ayetteki 'lâ ta'tezirû' ifadesi, kıyamet gününde inkarcıların sunacakları hiçbir mazeretin kabul edilmeyeceğini, çünkü hakikatin apaçık ortaya çıktığını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): A-z-r fiili, bir eylemin sorumluluğunu hafifletmek veya ortadan kaldırmak için gerekçe sunmak anlamına gelir. Bu ayette, inkarcıların dünyadaki amellerinden dolayı ahirette mazeretlerinin geçersiz olacağı, çünkü hesap gününün mazeret kabul etme yeri olmadığı vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): C-z-y kökü, bir amelin karşılığını vermek veya almak anlamına gelir. Bu karşılık, yapılan işin niteliğine göre iyi veya kötü olabilir. Ayetteki 'tüczevne' ifadesi, inkarcıların dünyada işledikleri kötü amellerin cezasını çekeceklerini, yani hak ettikleri karşılığı bulacaklarını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): C-z-y, bir fiilin sonucunu, karşılığını ifade eder. Kur'an'da genellikle ahiretteki hesaplaşma ve amellerin karşılığının verilmesi bağlamında kullanılır. Bu ayette, inkarcıların dünyadaki amellerinin tam ve adil bir şekilde karşılığını görecekleri, hiçbir haksızlığa uğramayacakları belirtilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): A-m-l kökü, irade ve bilinçle yapılan her türlü fiili ifade eder. Kur'an'da genellikle insanın dünyadaki davranışlarını, eylemlerini ve bu eylemlerin sonuçlarını belirtmek için kullanılır. Ayetteki 'ta'melûne' ifadesi, inkarcıların dünyada bilinçli olarak yaptıkları kötü işleri ve bu işlerin ahiretteki karşılığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'amel' kelimesinin Kur'an'da sadece fiziksel eylemleri değil, aynı zamanda niyetleri ve kalbi durumları da kapsadığını belirtir. Bu ayette, inkarcıların hem dışa vuran eylemleri hem de içsel inançsızlıkları ve niyetleri kastedilmekte, bunların toplamının ahiretteki karşılığına işaret edilmektedir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.