İżâ ulkû fîhâ semi'û lehâ şehîkan ve hiye tefûr(u)
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
Cehennemin inkarcıları alırkenki dehşetli tasviri: oraya atıldıklarında kaynama sesi duyarlar, cehennem öfkeden neredeyse çatlayacaktır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Şehîk, eşeğin nefes çekerkenki sesidir ve son derece çirkin ve dehşet verici bir sesi ifade eder. Cehennemin şehîki, ateşin kaynamasının ve tutuşmasının korkunç gürültüsüdür.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Şehîk, nefes alırken çıkan ağır ve çirkin sestir. Cehennemin bu sesi çıkarması, onun adeta canlı bir varlık gibi öfkeyle kaynamasını tasvir eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): Fevr, sıvının yüksek ısıyla kaynayıp taşmasıdır. Cehennemin 'tefûr' etmesi, içindeki ateşin şiddetle kaynamasını ve sakinlerini kasıp kavurmasını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Tefûr, tenceredeki suyun şiddetle kaynaması gibidir. Cehennem bu tasvirle adeta canlı, öfkeli ve taşkın bir varlık olarak resmedilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): Temeyyüz, bir şeyin parçalarının birbirinden ayrılmasıdır. Cehennemin 'tekâdu temeyyezu mine'l-gayz' (öfkeden neredeyse parçalanacak) olması, ateşin şiddetini mübalağa ile değil hakikatle tasvir eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Temeyyüz burada infikâk (ayrışma, çatlama) anlamındadır. Cehennemin öfkesi o denli şiddetlidir ki varlığı neredeyse dağılacak gibidir. Bu, azabın dehşetini gösteren korkunç bir tablodur.
Mülk Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(İzâ ulkû fîhâ semiû lehâ şehîkan ve hiye tefûr.) Mülk (67/7) “Oraya (cehenneme) atıldıkları zaman onun kaynayan korkunç sesini işittiler.”
“korkunç sesini işittiler.” Görüldüğü gibi bu Âyet-i Kerîme’de ki, ifade, olan-yaşanan bir hadiseden bahsetmektedir. Yani gelecekteki bir hadiseden bahsetmemektedir. O halde Âyet-i Kerîme’de ki, ifadeden Cehennemin faaliyette olduğu anlaşılmaktadır. Ancak diğer yönden bakıldığında henüz daha kıyamet kopmadığından cehennemin daha henüz faaliyette olmaması gerekmektedir. Evet mantıken bakılınca öyledir, ancak hakikat bu kadar dar çerçeveli değildir. Bizden evvel bu dünya üzerinden daha nice, nice nesiller bir bütün halinde geçmiştir ve onların kıyametleri kopmuş hesap ve kitapları yapılmış yerlerine gitmişlerdir işte, bu yüzden “korkunç sesini işittiler.” Ve şimdi de işitiyorlardır. Orada işitilen korkunç sesler. Cehennemin yanışından çıkan sesler ve diğer taraftan da, cehenneme giren insanların dünya da iken nasıl bir ahlâk ile yaşamış ise o yaşadığı ahlâk ve ma’nâ’nın fiziki seslerini çıkararak korkunç sayhalar çıkarmaktadırlar bu da bir ibret levhasıdır. O halde bu günden bizim neslimiz içinde yaşayan kimselerin bunları göz önünde bulundurup eğer üzerlerinde hayvani bir ahlâkları varsa hemen bu günden onları terk edip, Âyet-i Kerîme’de bahsedilen, “bizim kıyametimiz kopunca” feci sonu görmemek için bu günden tedbirlerimizi almamız bizim menfaatimize olacaktır.
Cennette, cehennemde, birer mahlûktur, halkedilmiştir, hissi olarak dünyada da vardır ve biz bu dünya da hissi olarak zaman, zaman cenneti, zaman, zaman da cehennemi birlikte yaşamaktayız. Ahrette ise, bunlar bizim neslimiz için hem hissi fiili-mekâni olarak ayrı yerlerde ayrı halkıy-yette yaşanacaklardır.
Yâsîn (36/59).” Ve ey günahkârlar!. Bugün siz (bir tarafa) ayrılın.” Hükmü ile bu dünyada birlikte hissi, olarak yaşanan Cennet ve Cehennem, ahirette ise ayrı mekânlar ve tecelliler olarak yaşanacaktır. Aslında geçmiş nesiller bu hususları yaşamaktadırlar.