En kâne żâ mâlin ve benîn(e)
(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
Mal ve oğulları var diye (böyle davranır).
Kalem Suresi 14. ayet, 'mal' ve 'oğullar' kavramları üzerinden, dünya nimetlerine sahip olmanın kişiye üstünlük sağlamayacağını, aksine ahlaki zaaflarla birleştiğinde kınanmaya değer bir durum olduğunu vurgular. Ayet, bu kavramları, önceki ayetlerde bahsedilen kötü karakterli kişinin özelliklerini tamamlayıcı unsurlar olarak sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mâl' kelimesini, insanın sahip olduğu ve kendisine ait olan her şey olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda ise, özellikle maddi servet ve zenginliği ifade eder ki, bu zenginlik, önceki ayetlerde bahsedilen kötü karakterli kişinin kibir ve azgınlık kaynağı olarak sunulmaktadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mâl' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'servet' ve 'dünyalık' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, 'mâl' sahibi olmanın, kötü ahlaklı bir kişiye itibar kazandırmayacağı, aksine kınanmaya değer bir özellik olarak zikredildiği vurgulanır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'mâl' kavramının genellikle bir imtihan vesilesi olarak ele alındığını ve kişinin bu mala karşı tutumunun ahlaki değerini belirlediğini ifade eder. Bu ayette, 'mâl' sahibi olmak, kötü karakterli bir kişinin olumsuz özelliklerini pekiştiren bir unsur olarak sunulmuştur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'benîn' kelimesini 'oğullar' olarak açıklar ve genellikle soyun devamı ve güç sembolü olarak görüldüğünü belirtir. Ayette, 'mâl' ile birlikte zikredilmesi, dünya hayatının cazip unsurları olarak, ancak kötü ahlakla birleştiğinde bir değer ifade etmediğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'benîn' kelimesinin 'oğullar' anlamına geldiğini ve Arap toplumunda erkek çocukların neslin devamı ve kabilenin gücü için önemli olduğunu ifade eder. Ayette, bu tür bir 'benîn' sahibi olmanın, kötü karakterli bir kişiye saygı duyulması için bir gerekçe olamayacağı belirtilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'benîn' kavramının Kur'an'da genellikle dünya hayatının süsü ve imtihanı olarak geçtiğini belirtir. Bu ayette, 'mâl' ile birlikte zikredilerek, dünya nimetlerine aşırı bağlılığın ve bunlara güvenmenin, ahlaki değerlerden yoksun bir kişiyi yüceltmeyeceği mesajı verilmektedir.
Kalem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Mal sahibi olmuş ve oğulları var diye yani servet kazanmış ve kuvveti var, belki bir faydası dokunur veya kötülüğünden sakınılır diye itaat etme, başka bir sebeple itaat edilmeyeceği öncelikle bellidir. Aklı olan ve on-ların ahlakında bulunmayan bir kimsenin onlara başka bir nedenle itaat etmesine ve bir çıkar elde etme gayesiyle doğruyu bırakıp onlar seviyesine inmesine ihtimal yoktur. Şu kadar var ki onun servetinden veya gücünden kişisel olan veya olmayan bir fayda veya zararından korunmak maksadıyla yağcılık yapmayı uygun görenler bulunabilir. Fakat kişisel istifade maksadı güdenler, onlar da bu “alçak” ve “soysuz” kavramlarının ifade ettiği mana kapsamına girmiş olacaklarından burada bu ihtimal de ortadan kalkmaktadır. Olsa olsa bir hayra yaramak ve kötülüklerinden korunmak ümidi kalır. Oysa bunlar ha-yır sahibi değil, hayır engelidirler. Kendi çıkarlarını gözetmeden, istedikleri gibi sürüklemeyi kurmadan bir lokma vermezler. Kötülüklerinden korunmak için öylelerine yağcılık edenler kendilerini daha büyük bir kötülüğün kucağına atmış olurlar. Büyük ahlak sahibi ise birçok eziyete, sıkıntıya ve yoksulluğa katlanır, sabır ve tahammül eder de onlara itaat ve yağcılık edecek kadar küçülmez. Hak yolunda hayır kapılarının açılabilmesi için öncelikle o engellere göğüs germeye çalışır.
“Her kim bir zengine sırf malından dolayı saygı gösterirse, dininin üçte ikisi gider.” anlamındaki bir hadis-i şerif de, bu ayetin ifade et-tiği mana kapsamına girer. « اَنْ كَانَ , « لاَنْ كَانَ demektir. Bunun, ken-dinden önceki veya sonraki cümlelere bağlanması hususunda birkaç izah şekli vardır. Birisi önceki kısma bağlı olup açıkladığımız gibi yukarıdaki “itaat etme” emri ile ilgilidir. Birisi de “zenim”e veya “hal-laf”tan “zenim”e kadar birbirine bitişik olarak hepsiyle ilgili olmak üzere illet-i gaiyelerini de göstermiş olmasıdır ki, onlar neticede mal ve oğul sahibi olmak için bu kötülükleri işlerler demek olur. Birisi de kendinden sonraki kısma ait olmak üzere takdir edilen “kibirlendi” fiiliyle veya gelecek olan
قَالَ(dedi) fiiliyle ilgi olmasıdır. Bu durumda mana şu olur: Onlardan birisi mal ve oğul sahibi olduğu için gururlandı, burnunu şişirdi de