İçeriğe atla
Kalem 5Cüz 29 · Sayfa 564

Kalem Sûresi 5. Âyet

القلم

Sohbete sor

Fesetubsiru ve yubsirûn(e)

(5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

Kalem Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç


“Sen göreceksin, onlar da görecekler.” Ahlak kavramında pratik olarak bir gayeye yürümek, istenen ve beklenen bir şey olduğu için bu ayet de, onun ilerde niyet ve fikirden iş sahasına çıkarak deney sahasındaki belirtileriyle düşmanlar tarafından da görülebileceğine dair bir söz verme ve bu suretle Peygamber'e ve müminlere bir kat daha destek olma ve Peygamber'e deli ve çıldırmış diyen kafirlere bir uyarı ve korkutmadır. (E.H.Y.)



فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ

Kuranı Kerim Türkçe okunuş:~ ~ ~

68.5 - Fesetubsıru ve yubsırûn.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

68.5 - Yakında göreceksin ve görecekler
------------------------

Görüldüğü gibi burada Tekil ve çoğul olarak muhatabiyet vardır. Bu ifadeler gene geleceği bilen Rahmaniyyet mertebesinden müşahedeli olarak bildirilmektedir. Tekil olanlar evvelâ Peygamber Efendimize, sonra Ehlullah ve irfan ehillerine sonrada bütün mü’minlere hitabet vardır.

Ayrıca muhalif olan muhataplara da “görecekler” diye ibret ve ihtar babında hitap vardır.

Görüş, Basar ve basiret olarak ikiye ayrılmaktadır.

Basar” hadiselere ve konulara dış, halkıyyet yönü ile sathi bir görüş ile hayatı ve hadiseleri dar çerçeve içinde ve gündelik değerlendirmedir.

Basıret” ise, zahiren basar mertebesinden görülen hadiselerin iç hakikat yönleri de idrak ve müşahede edilerek “ululebsar-görüş sahipleri” olarak bildirilen ve Risalet kanalından ilmi olarak beslenen Ehlullah ve irfan ehillerinin görüşleridir.

“Yegâne vasıtai ruyet iken, göremez kendini dide bile” Diyen kimse bu sahada nekadar güzel söylemiş Allah razı olsun.

“yegane görme vasıtası göz olduğu halde, ancak karşısında bir ayna olmadığında kendini göremez”

O halde. “68.5 - Yakında göreceksin ve görecekler” hükmünü çok iyi değerlendirmemiz gerekecektir. Kendini görmekten mahrum olan göz! Bu görüşü nasıl gerçekleştirecektir. Bunu gerçekleştirmek için evvelâ gözün kendi varlığını tesbit etmesi gerekecektir ki, ondan sonra karşı tarafa bakıp bir ölçü içerisinde hadiseleri gerçekçi olarak değerlendirebilsin, aksi halde görüş ve değerlendirme hayali olacaktır.

Burada ifade edilen Rahmaniyyet mertebesinden Allahımızın vaadıdır. Bu görüş ise zahiren, zahir ehline göre, hadiseleri ve neticelerinin ibretle ve diğerlerinin pişmanlıkla göreceklerinin bildirilmesidir.

Diğer, irfaniyyet yönünden bakıldığında, Ehlüllah’tan birine “bu alemde Hakk-ı görmek mümkünmü! Diye sorulduğunda, görmemek mümkünmü” diye çok açık bir cevap vermiştir.

Aynı konu hakkın da Hz. Âli efendimizin “Görmediğim Allaha ibadet etmem” görüşü ve yaşantısı, çok irfaniyyetli bir husus ve kıstastır. Bu konu da tevhid ehline olan hitapta, “İnşeallah gerçek manada İrfani çalışmalar yaparsanız yakında bu irfani görüşle göreceksiniz vaadini değerlendirmemiz tabii ki, hem dünya hem ahrette lehimize olacaktır. Rabb-ımız hepimizin basar ve basiretlerimizi İrfani mana da açmış olsun. “ İz--T-B- “



بِاَيِّكُمُ الْمَفْتُونُ

Kuranı Kerim Türkçe okunuş: