İçeriğe atla
Kalem 4Cüz 29 · Sayfa 564

Kalem Sûresi 4. Âyet

القلم

Sohbete sor

Ve-inneke le'alâ ḣulukin ‘azîm(in)

Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.

Kalem Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve her halde sen kuşkusuz pek büyük bir ahlak üzerinde-sin yani gayret edip çalışmakla en yüksek hayır gayesine ulaştıracak pek büyük huylar, gerçekten saygıya değer karakter, meleke (yeti) ve maneviyat üzere yaratılmış bulunuyorsun. Onunla yürüyecek o gayeye ereceksin. İşte o ahlak, doğru yolu, hak din olan İslam dinini teşkil eden Kur'an edebi ve ilahi ahlaktır ki, onu yüce Allah lütfetmiş ve


لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ
“Andolsun, Resulullah'ta sizin için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 33/21) buyurmuştur. Onun büyüklüğünü insanlar anlayamaz da sabır ve tahammül edilmesi gereken deliliklerde bulunurlar. Rağıb'ın “Müfredat”ında açıklandığına göre “halk” ve “hulk” aslında birdir. Şerb ve şürb (içmek), sarm ve surm (kesmek) gibidir. Fakat halk, gözleri görülebilen suret, şekil ve durumlara; hulk ise, gönülle anla-şılabilen kuvvetlere ait olmuştur. Çoğulu “huluk” ve “ahlak” gelir. Fakat dilimizde ahlak kelimesinin de “evlad” kelimesi gibi tekil anlamda kullanılması yaygın hale gelmiştir.

Ahlak, aslında güzel olan huylardır. Çirkin huylulara ahlaksız denir. Bununla beraber yatkınlık ve maharet esas olduğundan iyilik veya kötülüğü alışkanlık haline getirmiş olmasına göre iyi ahlak ve kötü ahlak, güzel ahlaklı ve çirkin ahlaklı diye bir ayırım yapılır. (Rağıb el-İsfehani, a.g.e., el-Müfredat, 157.) خُلُقٍ عَظِيمٍ“büyük bir ahlak”ın tefsiri ile ilgili olarak gelen rivayetler: İbn Abbas'tan: 1) Büyük bir din, 2) büyük bir din ki, o İslam'dır. Mücahid'den: Din, İbn Zeyd'den: Kur'an edebi. İmam Ahmed, Darimi, İbn Mace, Nesai İbn Cerir ve daha diğerlerinin Said b. Hişam'dan yaptıkları nakil şöyledir: Said der ki: Allah Resulü'nün ahlakını Hz. Aişe'ye sordum. “Kur'an okumuyor musun?” dedi. “Okuyorum” dedim. “İşte, dedi. Hz. Peygamber'in ahlakı Kur'an idi”. Bunda iki mana vardır: Kur'an'da anlatılan bütün ahlaki değerlerin hepsi onda vardı. O, Kur'an'ın sakındırdığı eksikliklerin hepsinden korunurdu.


فَاسْتَقِمْ كَمَاۤ اُمِرْتَ“Emrolunduğun şekilde dosdoğru hareket et.” (Hud, 11/112) emrinin tamamiyle doğruluk ölçütü idi. Onu anlamak, Kur'an'ı tamamen anlamaya bağlıdır, demek olur. Birisi de, onun ahlakı Kur'an'da “gerçekten sen büyük bir ahlak üzerindesin.” buyrulduğu üzere öyle büyük bir ahlak idi ki, onu başka bir tarif ile anlatmak mümkün değildir, demek olur. Dahhak'tan şöyle rivayet edilmiştir: لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ“yani o, Allah'ın kendisine emrettiği ve ona vekalet verdiği dini ve emri üzerinedir.” Burada « خُلُقٍkelimesinin sonundaki tenvin yüceltme ifade eder. Başkalarının tam anlamıyla anlayamayacakları güzelliklerle seçkin kılınmış bir ahlak demektir. Görülüyor ki, önce gerçeklik ve vurgu için olan « اِنَّ ikinci olarak vurgu ifade eden başlangıç “lam”ı ile, üçüncü olarak, yüceltme ifade eden tenvin, döndüncü olarak da “büyük” sıfatı ile Hz. Muhammed'in sahip olduğu ahlakın ululuk ve yüceliği kat kat güvence içinde açıklanıp duyurulmuş ve bu cümlede, yukardaki yeminin cevabına bağlamak suretiyle desteklenip vurgulanarak bu apaçık Kitap'ta “yüce kalem”in yazdığı satırların, büyük ve seçkin bir ayeti olmak üzere konulmuştur. (E.H.Y.)

------------------------
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ

Kuranı Kerim Türkçe okunuş:

68.4 - Ve inneke lealâ hulukın azîm.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
68.4 - Ve her halde sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin

------------------------

Konuya gene “inneke-Muhakkak sen” denmek sureti ile Rahmaniyyet mertebesi itibariyle bu sahadan bilgi verilmektedir. Bu ifdenin zahir ve batın iki anlayışı vardır. Biri “Suret-i Muhammed-i” yönüyle, diğeri ise, batını ve “Hakikat-i Muhammed-i” itibariyledir. Suret-i Muhammed-i yönü geçmiş sayfalarda ifade edilmiş idi.

Burada ise Hakikat-i Muhammed-i yönüyle izahı yapılmaya çalışılacaktır. Bunu daha iyi anlaybilmemiz için evvelâ özetle alemlerin “Hulk-zuhur-ahlâk” halini anlamaya çalışalım. “ خُلُقٍ – Hulk” Alemler düzeyinde bakılınca “halk-zuhur ve tecelli” anlamındadır. “ خُلُقٍ – Hulk” bireysel yönden bakıldığında “ahlâk-güzel huy- erdemlilik” demektir. Peygamber Efendimizde zahir ve batın hakikatiyle bu iki halde mevcuttur.

Bu alemler halkedilmezden “zuhur ve tecelli” etmezden evvel Rabb-ımız bir “A’ma’da” idi. Tasavvuf kitapları buradan “A’ma’iyyet-A’demiyyet-Sevad-ı a’zam-Zat-ül baht” gibi ifadelerle izah etmeye çalışılmıştır. Abdül kerim cili, İnsan-ı Kâmilinde, A’ma’iyyeti, şöyle tarif etmiştir.

“kendi kendinde gizli ancak kendine gizli değildir”

“A’demiyyet kendi zatındaki yokluğu-gizliliğidir.”

“Sevad-ı a’zam-büyük karanlık”

“Zat-ül baht-zatının hakikatidir.” Zat-ı ezeli bu makamdan ilk zuhur edişi ile aldığı isimi “ahadiyyet-teklik” olmuştur. Ahadiyyetin zuhuru, “Vahidiyyet-birlik” ismini almıştır. Vahidiyyet mertebesinin tariflerinden birkaçı ise şöyledir.

Ceberut mertebesi Hakikati Muhammed-i mertebesi ve Hakikat-i insaniye mertebesi ve insanı kâmil mertebesi diye isim almaktadır. Uluhiyet Rahmaniyyet ve Rububiyyet bu mertebede batından mana alemine çıkmaya başlamasıdır. Burada dikkatle idrak etmemiz şu husus olacaktır. Sağ elimizi üste sol elimizi alta getirmek sureti ile tam üst üste kapattığmğz zaman iki el aynı şartlarda birleşmiş tekleşmiş olmaktadır. Hal böyle olunca üstteki sağ el Ahadiyyet olan teklik mertebesinde bütün Batıni varlıklar kimlikler, alttaki ele vahidiyyet mertebesi olarak kopyalanmaktadır. Yani ahadiyyette gizli olan bütün varlık ve kimlikler manayı latifeler olarak alttaki ele- sahaya, aynen kopyalanmış olmaktadır.

Bilindiği gibi sağ elimizin içinde (18) karşılığı olan sol elin içinde (81) sayısı bulunmaktadır iki el üst üste konduğu zaman da gene bunlarda aynen tekrar kopya olmaktadır bunların toplamı ise (18+81=99) etmektedir ki bunlarda esma-i ilahiyyelerdir iki ellerimizin ikisininde de parmaklarımız “Allah” ismini yazmaktadır, bunların biri zahir biri batın hakikatlerinin temsilcileridir ve yer yüzünde insan eli ile yapılan ne varsa bunların hepsini bu eller yapmıştır. İşte bu yüzden. “Tebarakellezi biyedihil mülk-elindeki mülkün ne mübarektir” (Mülk-67-1-) denilerek bu hakikatlere dikkat çekilmiştir. Bizlerede bu husları gerçekten ciddiyetle düşünmemiz gerekmektedir çünkü ebedi haytımızı ilgilendiren konulardır.

İşte bahsi geçen saha nın bir ismi de yukarıda belirtildiği gibi “Hakikati Muhammed-i” mertebesidir ki, Peygamber efendimizin hakikati daha bu mertebede ortaya çıkmaya başladığından ve bu tecelli ilel ebed devam ettiğinden işte bu yüzden sen.

“Ve her halde sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin” “ خُلُقٍ – Hulk” Alemler düzeyinde bakılınca “halk-zuhur ve tecelli” anlamındadır. İşte bu oluşumlar “Hakikat-i Muhammediyyenin kesilmeden devam eden büyük hulkudur.” Bir hadisi şerifte. “tahallaku bi ahlâkullah ve tahallaku bi ahlakı Rasulüllah” diye iki ahlâktan bahsedilmiştir. Bunların arasındaki fark ise “Allah-ın ahlâkı adalete-Rasulüllahın ahlâkı ise rahmet ve merhamete dayanmaktadır. Çünkü Peygamberimiz alemlere rahmet olması için gönderilmiştir.

Bilindiği gibi “Muhammed” isminde üç “M-Mim” vardır bunlardan biri, Muhammedil emin, ikincisi, Hz. Muhammed, üçüncüsü ise geçmiş sayfalarda ifade edildiği gibi, Hakikat-i Muhammediyye’dir.

İşte bu yüzden her iki yönden Peygamber Efendimiz. “Hulukin azim-ahlâk ve halk edilişte azim-yücedir.

“ İz- -T-B- “

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(10)