Bi-eyyikumu-lmeftûn(u)
(5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Hanginizde imiş o fitne ve cinnet.
Kalem Suresi'nin 6. ayeti, 'aklını yitirmiş' veya 'fitneye düşmüş' olma durumunu ifade eden temel bir kavram etrafında şekillenmektedir. Ayet, muhatabın (Hz. Peygamber) ve inkarcıların kimin gerçekten sapkın olduğunu yakında anlayacaklarını vurgular. Dilbilimsel olarak, 'iftinân' kökünden türeyen 'meftûn' kelimesi, ayetin ana mesajını taşır ve hem zihinsel bir durumu hem de bir imtihan sürecini ima eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'eyy' kelimesinin 'temyîz' (ayırt etme) ve 'istifhâm' (soru sorma) için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'bi-eyyikum' ifadesi, 'sizden hanginiz' anlamında olup, kimin 'meftûn' olduğunun belirlenmesi amacını taşır. Bu, ilahi bir meydan okuma ve hakikatin ortaya çıkışına işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'eyy' kelimesinin hem soru edatı hem de şart edatı olarak kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, 'kim' sorusunu yönelterek, 'meftûn' sıfatının kime ait olduğunun sorgulanmasını sağlar ve bu sorgulamanın sonucunun yakında ortaya çıkacağını ima eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-meftûn' kelimesini 'aklını yitirmiş, cinlenmiş' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, müşriklerin Hz. Peygamber'e yönelik 'mecnûn' (deli) yakıştırmalarına bir cevap niteliğindedir; asıl aklını yitirenlerin kendileri olduğunu ima eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fitne' kelimesinin kökeninde altını ateşte eriterek saflığını test etme anlamının yattığını belirtir. 'Meftûn' ise bu imtihandan geçmiş veya imtihan edilmiş kişidir. Ayetteki kullanımı, kimin hakikat karşısında imtihanı kaybettiğini ve sapkınlığa düştüğünü vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fitne' kavramının Kur'an'da geniş bir anlamsal yelpazeye sahip olduğunu, genellikle 'imtihan, deneme, kargaşa, sapkınlık' anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Meftûn' kelimesi, bu bağlamda, ilahi bir imtihanla karşı karşıya kalmış ve bu imtihan sonucunda doğru yoldan sapmış kişiyi ifade eder. Ayet, kimin bu sapkınlık içinde olduğunun yakında açığa çıkacağını bildirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'fitne' kökünün 'deneme, sınama, baştan çıkarma, kargaşa çıkarma' gibi anlamlara geldiğini vurgular. 'Meftûn' kelimesi ise, bu denemelerle aklı karışmış, doğruyu yanlıştan ayırt edemez hale gelmiş veya bir fitneye düşmüş kişiyi ifade eder. Ayette, müşriklerin Hz. Peygamber'e isnat ettikleri 'mecnunluk' ithamının aslında kendilerine ait olduğunu, onların 'fitneye düşmüş' kişiler olduğunu belirtir.
Kalem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
68.6 - Bieyyikumul meftûn.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
68.6 - Hanginizde imiş o fitne, o cünun?
“O fitne hanginizde imiş?” Meftun, ism-i mef'ul olarak, “fitne ve belaya tutulmuş deli” demek olduğu gibi, mastar olarak “fitne ve delilik” manasına da gelir. Burada اَيُّكُمْ“hanginiz” denilmeyip « باile بِاَيّكُمْhanginizde” denilmiş olması açısından tefsirciler ikinci manayı daha uygun görmüşlerdir. Öncekine göre mana; “içinizde iki taraftan hanginizde imiş veya hanginizle imiş o fitneye tutulmuş deli? Sen mi, yoksa sana o kafirler içinden mecnun, deli diyen mi?” demek olur. İkinciye göre de mana: “İki taraftan hanginizde imiş o fitne ve delilik? Sende mi, onlarda mı?” demek olur ki iki mana da doğrudur. Ancak öncekinde “meftun” lafzının görünüşüne bakarak açık olmakla beraber, anlam itibariyle herkesin kavrayamayacağı ince bir dolaşım vardır. İkincisinde ise “meftun” lafzının dış görünüşünün aksine olmakla birlikte mana açıktır. (E.H.Y.)
بِاَيِّكُمُ الْمَفْتُونُ
Kuranı Kerim Türkçe okunuş:
68.6 - Bieyyikumul meftûn.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
68.6 - Hanginizde imiş o fitne, o cünun?
M. Kanar. Osmanlı Türkçe sözlük.
meftûn (A.) [ مفتون ] tutkun, aşık.
meftûn etmek aşık etmek.
meftûn olmak aşık olmak, tutulmak.
meftûniyet (A.) [ مفتونيت ] tutkunluk.
Meftunluk, şiddetli aşk, tutkunluk, biri dünyaya biri ahrete olmak üzere iki türlüdür.
Düya tutkunluğu nefs-i emmare kaynaklı, ahret tutkunluğu ise Muhabbetullah, Muhabbet-i rasulüllah tutkunluğudur.
Dünya tutkunluğunun neticesi fitne fücur cünun, cinnet getirmektir. Çünkü ebedi hayatı kaybetmek, kişinin aklını kaybedip cinnet getirmesinden başka bir şey değildir.
Ahret tutkunluğu ise Muhabbetullah, Muhabbet-i rasulüllah aşkı ve tutkunluğudur. Bu ise ebedi hayatın kaznılmasına aklı selim ile vesile olmaktadır.
~~98.8~
جَزَاؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا اَبَدًا رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُ
~ ~ ~
98.8 - Cezâuhum ınde rabbihim cennâtu adnin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ, radıyallâhu anhum ve radû anh, zâlike limen haşiye rabbeh.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
98.8 - Onların mükâfatı rableri ındinde altından ırmaklar akar Cennetlerdir, onlar içinde ebediyyen muhalled-kalıcı olacaklar, Allah onlardan hoşnud-razı, onlar da ondan hoşnud-razıdırlar, işte bu rabbına haşyet-huşu, meftûn-aşk duyanlaradır. (Beyine-98-8)
Ayet- kerimede ayrıca Ulûhiyet makamı ile abdiyyet makamlarının arasında olan “razi ve merzi” makamlarının da tasdik edilmesidir. “ İz- -T-B- “
~~68.7~
اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبٖيلِهٖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدٖينَ
Kuranı Kerim Türkçe okunuş: