İçeriğe atla
Kalem 9Cüz 29 · Sayfa 564

Kalem Sûresi 9. Âyet

القلم

Sohbete sor

Veddû lev tudhinu feyudhinûn(e)

İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.

Kalem Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Kuranı Kerim Türkçe okunuş:
68.9 - Veddû lev tudhinu feyudhinûn.


Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
68.9 - Arzu ettiler ki müdahene etsen, o vakıt müdahene edeceklerdi
------------------------


Arzu ettiler ki sen yağcılık yapsan. Onları yağlasan, taptıklarına, alçak maksatlarına, haksızlıklarına ilişmesen, olur desen, yalanlarına yağ sürsen diye istediler de onun için yalanlamaya kalkıştılar. Yoksa sen yağcılık edecek, maksatlarını yerine getirme arzularını devam ettirecek olsaydın, böylece sen de onların sapıklıklarına katılmış bulunsaydın فَيُدْهِنُونَo vakit yaltaklanacaklardı. Onlar da sana yağ çekecek, yalanı doğrulayacak, ne büyük, ne akıllı adam diyeceklerdi. Fakat sen onlara yağcılık yapmayıp doğruyu söylediğin, Allah'ın emrini, peygamberliğini bildirdiğin için öyle iftiraya kalkıştılar, bile bile yalan söylediler. Onun için sen onlara itaat etme, arzularına yağ sürme. İşte yüce ahlakın ilk prensibi budur. Demek ki dil, kalem kendilerine yemin edilmeye layık varlıklar olmakla beraber doğruyu söylemek için çalışmayan yağcı diller, yağcı kalemler ve onları dinleyenler büyüklükten, yüce ahlaktan, akıldan uzak ve itaat edilmeye layık olmayan zavallılardır. (E.H.Y.)


~~68.9~
وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

Kuranı Kerim Türkçe okunuş:
68.9 - Veddû lev tudhinu feyudhinûn.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
68.9 - Arzu ettiler ki müdahene-yağcılık-yardakçılık, etsen, o vakıt müdahene edeceklerdi


Mudil isminin nefsi emmare tutkunları istedilerki, onun istek arzularına uyarak görev yapasın, eğer öyle yapıp onların istikametinde hareket etseydin onlarda sana yağcılık yardakçılık yapacaklardı, ortada sorunları kalmayacaktı. Ancak Risaletin böyle bir uygulama yapması mümkün olmadığından nefsi emmare tutkunlarının beklediklerini bulamadıkları için seni inkar ettiler.

Diğer yönden birey olarak Hakk ehli salikte, eğer nefsine biraz uysa nefsinin hükmü altına gireceğinden, yaptığı ibadetlerinin hiçbir hükmü kalmayacak yolundan olacaktır. Bu halin durumu çok görülmüştür, nefsi emmare ve kişide bulunan karşılığı olan mudil ismiyle ve ayrıca üç harflilerinde iştrakiyle, kişiye öyle gizli oyunlar oynamağa başlarlar ve sureta Hakk’tan görünerek hilelerini ortaya koyarlar ki adeta aldanmamak mümkün değildir. Ancak irfan ehli bunların hilelerinin farkında olduğundan onlara yaklaşamazlarlar. Çünkü onlar. (İsra-17-65) Ayet-i kerimesinin koruması altındadırlar.


~~17.65~
اِنَّ عِبَادٖى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ وَكَفٰى بِرَبِّكَ وَكٖيلًا
~ ~ ~

17.65 - İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultânün, ve kefâ birabbike vekîlâ.
17.65 - Doğrusu o benim kullarım yok mu! Senin onlar üzerine hiç bir saltanatın yoktur, vekîl ise rabbın yeter.

Cenâb-ı Hakkın esmalarından biri de “vekil” esmasıdır. Kul-salik, gerçek mana da Rabb-ına sığındığı zaman onun vekili Hakk’tır, vekili Hakk olanın ise korkacak bir şeyi olmaz, çünkü Hakk’ta fani olmuş olduğundan, zaten kendine ait bir varlığı da kalmadığından, ona vekil olan Rabb-ıdır.

Bu Ayet-i Kerîmeye, Kur’an-ı Kerîm okuma, irfani tekniği içinde bakıldığında, Ayet-i kerimenin, “İnne ibâdî leyse leke aleyhim sultânün,” e, kadar olan bölümü “zati”dir. Ve bu bölümde hayal vehim ve üç harflilere karşı lâtif alemde, abd’ın korunduğu babında Zat-i güvence verilmektedir.

“Ve kefâ birabbike vekîlâ.” Bölümü ise Zatın abdine sıfat, “Rububiyyet” mertebesinden, esma mertebesinde bulunan vekil ismi ile Ef’al mertebesindeki yaşamında maddi manevi güvence verilmektedir. Bu güvenceleri alıp idrak edip gerçek bir samiyyetle hayatını sürdürmeye çalışan bir abd’ın her iki dünyada mahrum ve mahzun olması mümkün değildir.

“ İz- -T-B- “



~~68.10~
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَهٖينٍ


Kuranı Kerim Türkçe okunuş: