Yevme-iżin tu'radûne lâ taḣfâ minkum ḣâfiye(tun)
O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.
O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz, öyle ki gizli bir haliniz kalmaz.
Hâkka Suresi'nin 18. ayeti, kıyamet günündeki hesaplaşmanın şeffaflığını ve hiçbir sırrın gizli kalmayacağını vurgular. Ayet, 'arz' (sunulma) ve 'hafâ' (gizlilik) kavramları üzerinden ilahi adaletin mutlaklığını ve her şeyin açığa çıkacağını dilbilimsel olarak ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Arz (عرض), bir şeyi başka bir şeyin üzerine göstermek veya sunmaktır. Ayetteki تُعْرَضُونَ ifadesi, insanların hesap vermek üzere Allah'ın huzuruna çıkarılması, amellerinin ve hallerinin sergilenmesi anlamındadır. Bu, gizli hiçbir şeyin kalmayacağı bir sunumdur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): تُعْرَضُونَ, 'sunulursunuz, gösterilirsiniz' demektir. Sanki bir malın alıcıya arz edilmesi gibi, insanlar da amelleriyle birlikte Allah'a arz olunacaklardır. Bu, mecazi bir anlatım olup, hesap gününün kaçınılmazlığını ve herkesin sorgulanacağını ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Arz (عرض) kelimesi, bir şeyin ortaya konulması, gösterilmesi ve incelenmesi manasına gelir. تُعْرَضُونَ fiili, meçhul sigada kullanılarak, insanların kendi iradeleri dışında, ilahi bir emirle hesap için huzura getirileceklerini ve amellerinin gözden geçirileceğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): خَفِيَ (hafiy) fiili, bir şeyin gizlenmesi, örtülmesi ve başkaları tarafından bilinmemesi anlamına gelir. Ayetteki لَا تَخْفَىٰ ifadesi, kıyamet günü hiçbir sırrın, hiçbir amelin, hiçbir düşüncenin Allah'tan gizli kalmayacağını, her şeyin açığa çıkacağını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hafâ (خفاء), bir şeyin görünmez olması veya gizlenmesidir. Ayetteki لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ ifadesi, o gün insanların hiçbir halinin, hiçbir sırrının, hiçbir düşüncesinin Allah'tan gizlenemeyeceğini, her şeyin apaçık ortaya konulacağını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'hafâ' kavramı, genellikle Allah'ın mutlak ilmi ve her şeyi kuşatıcılığı bağlamında ele alınır. Bu ayetteki kullanımı, kıyamet gününde ilahi bilginin sınırsızlığını ve insanların en mahrem sırlarının bile açığa çıkacağını gösterir, bu da hesap verme sorumluluğunu pekiştirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): خَافِيَةٌ (hafiyetün), gizli olan, saklı tutulan şey demektir. Ayetteki 'لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ' ifadesi, insanların içlerinde sakladıkları en küçük sırların bile o gün açığa çıkacağını, hiçbir şeyin gözden kaçmayacağını kesin bir dille belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hafiye (خافية), gizli olan her şey için kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, insanların amellerinden, niyetlerinden ve düşüncelerinden hiçbir şeyin Allah'a gizli kalmayacağını, her bir detayın ortaya döküleceğini vurgular. Bu, ilahi adaletin tam ve eksiksiz olacağının bir göstergesidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hafiye (خافية), gizli kalması istenen veya gizli olan her türlü durum, söz veya ameldir. Ayetteki nefy (olumsuzluk) ile birlikte kullanılması, kıyamet gününde mutlak bir şeffaflığın olacağını, insanların en derin sırlarının bile ifşa edileceğini ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.