Velmeleku ‘alâ ercâ-ihâ(c) ve yahmilu ‘arşe rabbike fevkahum yevme-iżin śemâniye(tun)
Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arş'ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.
Melekler de onun etrafındadır, O gün Rabbinin Arşını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir.
Bu ayet, kıyamet gününde meleklerin ve Allah'ın arşının konumunu tasvir etmektedir. Özellikle meleklerin arşı taşıma görevine ve sayısına vurgu yaparak, o günün azametini ve ilahi kudreti dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Melek (ملك) kelimesi, 'el-elûke' (رسالة) yani risalet ve elçilikten türemiştir. Melekler, Allah ile peygamberleri veya Allah ile insanlar arasında elçilik yapan varlıklardır. Ayetteki 'el-melek' ifadesi, kıyamet gününde belirli bir görevi üstlenecek olan melek topluluğunu işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Melek (ملك), 'mülk' (ملك) kökünden türemiş olup, tasarruf ve kudret sahibi olma anlamını da taşır. Ancak Kur'an'daki yaygın kullanımı, Allah'ın emirlerini yerine getiren, akıl sahibi, nurani varlıklar içindir. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününde belirli bir düzen içinde görev yapacak olan meleklerin varlığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Erjâ (أرجاء) kelimesi, 'recâ' (رجاء) kökünden gelir ve bir şeyin kenarları, etrafı veya köşeleri anlamına gelir. Bu ayette 'semânın erjâsı' (أرجائها) olarak kullanıldığında, göğün veya evrenin uç noktalarını, kenarlarını ifade eder ki melekler bu kenarlarda bulunacaktır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Erjâ (أرجاء) kelimesi, 'recâ' (رجاء) kökünden türemiştir ve 'etraf' veya 'havâli' (çevre) anlamındadır. Ayetteki 'arzâihâ' ifadesi, kıyamet gününde göğün veya evrenin kenarlarında, çevresinde meleklerin bulunacağını mecazi bir anlatımla ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hamle (حمل) kelimesi, bir şeyi kaldırmak, taşımak veya yüklenmek anlamına gelir. Ayetteki 'yahmilu' (يحمل) fiili, meleklerin Allah'ın arşını fiziksel olarak taşıma eylemini ifade eder. Bu, aynı zamanda büyük bir sorumluluğu üstlenmek anlamını da içerir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Hamle (حمل) fiili, Kur'an'da hem maddi yükleri taşımak hem de manevi sorumlulukları üstlenmek anlamında kullanılır. Bu ayette, meleklerin 'arşı taşıması' (يحمل عرش) ifadesi, Allah'ın kudretinin ve azametinin bir göstergesi olarak, meleklerin bu büyük görevi yerine getirmesini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Arş (عرش) kelimesi, yüksek bir makam, taht veya tavan anlamına gelir. Kur'an'da Allah'a nispet edildiğinde, O'nun kudretinin, hükümranlığının ve azametinin sembolü olan yüce makamını ifade eder. Ayetteki 'arş' (عرش) ifadesi, Allah'ın mutlak egemenliğini ve meleklerin bu egemenliğe hizmetini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Arş (عرش) kavramı, Kur'an'da Allah'ın evren üzerindeki mutlak egemenliğini ve otoritesini temsil eden merkezi bir semboldür. Fiziksel bir tahttan ziyade, ilahi kudretin ve hükümranlığın soyut bir ifadesidir. Bu ayette, arşın melekler tarafından taşınması, Allah'ın yüceliğinin ve kudretinin kıyamet günündeki tezahürünü vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Arş (عرش), bir şeyin en yüksek ve en yüce kısmı demektir. Allah'ın arşı ise, O'nun zatına layık olan, mahiyeti bilinemeyen, tüm varlıkları kuşatan ve hükümranlığını gösteren yüce bir makamdır. Ayetteki 'arş' (عرش) ifadesi, Allah'ın azametini ve meleklerin O'nun emrinde olduğunu açıkça ortaya koyar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Semâniye (ثمانية) kelimesi, 'semen' (ثمن) kökünden gelir ve sekiz sayısını ifade eder. Bu ayette, kıyamet gününde Rabbin arşını taşıyacak olan meleklerin sayısının sekiz olduğunu açıkça belirtir. Bu sayı, o günün azametini ve arşın büyüklüğünü vurgulayan özel bir ifadedir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semâniye (ثمانية) kelimesi, Arapçada 'sekiz' sayısını ifade eden bir isimdir. Ayetteki kullanımı, arşı taşıyan meleklerin belirli bir sayıya sahip olduğunu ve bu sayının sekiz olduğunu net bir şekilde ortaya koyar. Bu, Kur'an'ın belirli detayları vererek olayın ciddiyetini ve gerçekliğini vurgulama yöntemlerinden biridir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.