Venşakkati-ssemâu fehiye yevme-iżin vâhiye(tun)
Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.
O gün gök yarılmış, sarkmıştır.
Bu ayet, kıyamet gününde göğün uğrayacağı değişimi, yarılmasını ve düzeninin bozulmasını tasvir etmektedir. Anahtar kavramlar, bu kozmik dönüşümün dehşetini ve kaçınılmazlığını vurgulamaktadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şakka' fiilinin bir şeyi ikiye ayırmak, yarmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'inşakka' ise edilgen çatıda olup, göğün kendiliğinden veya ilahi bir emirle yarılacağını, parçalara ayrılacağını ifade eder. Bu, kıyamet alametlerinden biridir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şakk' kelimesinin bir şeyi ayırmak, bölmek olduğunu ve 'inşikâk'ın ise bir şeyin kendiliğinden veya dış bir etkiyle yarılması anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, göğün sağlam yapısının bozulup dağılmasını, parçalanmasını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şakk' kökünün Kur'an'da genellikle kozmik düzenin bozulması, dünyanın sonu ile ilgili bağlamlarda kullanıldığını belirtir. 'İnşakka' fiili, kıyamet gününde göğün mevcut düzenini kaybederek parçalanmasını, dağılmasını ve yok oluşunu sembolize eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'semâ'' kelimesinin Arapçada 'yüksek' anlamına gelen 'sumuv' kökünden geldiğini ve Kur'an'da hem görünen gökyüzünü hem de daha geniş anlamda evreni ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'es-semâ'' ifadesi, kıyamet gününde yarılacak olan, bildiğimiz gök kubbeyi işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'semâ'' kelimesinin 'yükseklik' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle yedi kat gök, bulutlar, yağmur ve hatta tavan gibi yüksekte olan her şey için kullanıldığını ifade eder. Bu ayette ise, kozmik düzenin bir parçası olan ve kıyametle birlikte değişime uğrayacak olan gök cisimlerini ve uzayı temsil eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'semâ'' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak kıyamet tasvirlerinde genellikle evrenin üst katmanlarını, kozmik düzeni ve Allah'ın kudretinin tecelligahını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'es-semâ''nın yarılması, bu düzenin bozulmasını ve ilahi kudretin bir göstergesini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'vehy' kökünün zayıflık, gevşeklik ve güçsüzlük anlamına geldiğini belirtir. 'Vâhiye' kelimesi ise, bu zayıflık ve gevşekliğin bir sonucu olarak düzeni bozulmuş, dağılmaya yüz tutmuş bir durumu ifade eder. Ayetteki göğün 'vâhiye' olması, sağlamlığının ve bütünlüğünün kalmadığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vehy' kelimesinin bir şeyin zayıflaması, gevşemesi ve gücünü kaybetmesi anlamına geldiğini açıklar. 'Vâhiye' ise, bu zayıflık nedeniyle dağılma, çökme ve düzenini yitirme durumunu ifade eder. Kıyamet gününde göğün 'vâhiye' olması, onun artık sağlam ve düzenli yapısını yitirip parçalanacağını anlatır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'vâhiye' kelimesinin bir şeyin sağlamlığını yitirip zayıflaması, gevşemesi ve dağılmaya elverişli hale gelmesi durumunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'gök vâhiyedir' ifadesi, göğün o günkü halinin, yani yarılıp parçalandıktan sonraki zayıf, gevşek ve dağılmış durumunu tasvir eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.