Femâ minkum min ehadin ‘anhu hâcizîn(e)
Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.
O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
Bu ayet, kıyamet gününde veya ilahi azap anında hiç kimsenin Allah'ın takdirine karşı gelemeyeceğini ve O'nun hükmünü engelleyemeyeceğini vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, bu engelleme ve koruma yetersizliğini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'أحد' kelimesinin 'vahid' (bir) kelimesinden daha özel bir anlam taşıdığını belirtir. 'Ahad', tekliği ve benzersizliği ifade ederken, olumsuz bağlamda kullanıldığında 'hiç kimse' anlamını pekiştirir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın hükmüne karşı durabilecek tek bir kişinin dahi olmadığını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'أحد' kelimesinin 'vahid'den farkını açıklarken, 'ahad'ın genellikle olumsuz cümlelerde kullanıldığını ve 'hiç kimse' anlamını güçlendirdiğini belirtir. Ayetteki 'مِنْ أَحَدٍ' ifadesi, bu olumsuzluk ve genelleme anlamını pekiştirerek, Allah'ın iradesine karşı koyacak hiçbir varlığın olmadığını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'حجز' kökünün 'engellemek, ayırmak, mani olmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'حاجزين' kelimesi, Allah'ın azabını veya hükmünü kimsenin engelleyemeyeceği, durduramayacağı anlamını taşır. İnsanların bu konuda acizliğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'حاجز' kelimesinin mecazi olarak 'koruyucu, engelleyici' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın takdirine karşı hiçbir kimsenin bir engel teşkil edemeyeceği, O'nun hükmünü savuşturamayacağı anlamını pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'حجز' kökünün 'iki şeyi birbirinden ayırmak, mani olmak' manasına geldiğini belirtir. 'Haciz' kelimesi, bir şeyi diğerinden alıkoyan, engelleyen anlamındadır. Ayetteki 'حاجزين' ifadesi, insanların Allah'ın takdirine karşı bir engel oluşturma veya O'nun hükmünü durdurma yeteneğinden yoksun olduğunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.