Śumme lekata'nâ minhu-lvetîn(e)
Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.
Sonra da onun şah damarını keser atardık.
Bu ayet, peygamberlik iddiasında bulunan bir kişinin Allah'a iftira etmesi durumunda karşılaşacağı şiddetli cezayı tasvir etmektedir. Dilbilimsel olarak, 'yakalama' ve 'şah damarını kesme' fiilleri, ilahi kudretin ve adaletin kesinliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kat'' kelimesini bir şeyi diğerinden ayırmak, koparmak olarak tanımlar. Ayetteki 'lekata'nâ' ifadesi, Allah'ın peygamberin şah damarını kesin bir şekilde koparacağını, yani hayatına son vereceğini ifade eder. Bu, ilahi cezanın katiyetini ve geri dönülmezliğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kat'' fiilinin mecazi kullanımlarına dikkat çeker. Ayetteki 'lekata'nâ' ifadesi, sadece fiziksel bir kesme değil, aynı zamanda bir kişinin gücünü, yaşamını ve varlığını tamamen sona erdirme anlamını taşır. Bu, Allah'ın kudretinin ve cezasının mutlaklığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kat'' fiilinin Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, bu fiilin genellikle bir ilişkinin, bağın veya yaşamın sona erdirilmesi bağlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'lekata'nâ' ifadesi, peygamberin Allah'a iftira etmesi durumunda, onunla olan ilahi bağın tamamen koparılacağını ve hayatının son bulacağını sembolize eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'vetîn' kelimesini kalbe bağlı olan ve hayatın devamı için hayati önem taşıyan damar olarak açıklar. Ayetteki 'el-vetîn' ifadesi, peygamberin hayatının kaynağı olan bu damarın kesilmesiyle, onun yaşamının kesin olarak sona erdirileceğini vurgular. Bu, cezanın ölümcül ve geri dönülmez niteliğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vetîn'i kalbe bağlı olan ve kesildiğinde ölümle sonuçlanan ana damar olarak tanımlar. Ayetteki 'el-vetîn'in kesilmesi, mecazi olarak bir kişinin yaşam gücünün, varlığının ve etkisinin tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelir. Bu, Allah'ın peygambere karşı iftira atanlara uygulayacağı cezanın şiddetini ve kesinliğini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'vetîn' kelimesinin Arap dilindeki kullanımını ve önemini vurgular. Bu kelime, bir şeyin özünü, can damarını ifade eder. Ayette 'el-vetîn'in kesilmesi, peygamberin sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda manevi ve toplumsal olarak da varlığının sona erdirileceğini, yani peygamberlik iddiasının ve etkisinin tamamen yok edileceğini ima eder.
Hâkka Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Şah damarının kesilmesi kişinin kendisine şah damarından yakın olan Hakk ve hakikat ile olan bağlantısıdır. Bu bağlantıyı keserdik anlamına gelir. (M.D.)
Mesneviden: Hak teala Kur’an-ı Kerim’de وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ 50/16 “Ben kuluma şah damarından daha yakınım” buyurdu. Sen ise bundan gafil olup, tefekkür okunu uzağa düşürdün. Yani tenzih ettin. Demek ki tefekkür bir düşünce bir uçuş bir gidiştir, bir oktur. Nerenin okudur? Hedefinin okudur, sana hangi hedefi gösterdilerse tefekkürün o hedefe gider saplanır. Eğer hedefin yoksa okun da önüne düşer. Cenab-ı Hakk sana şah damarından yakınım buyuruyor, Onu da biraz açmak lazım, şah damarının dememiş, şah damarının deseydi ne olurdu? Şah damarı dediği senin varlığındır, hayatiyetin olan varlığındır. Yani yaşamındır. Yani sende ben varım demek istiyor. Hayatın benim demek istiyor. Yani sen yoksun demek istiyor. Şah damarının dese sende ben varım demek olacaktır. Şah damarından daha yakınım dediği sen yoksun demek oluyor. “Sen ise bundan gafil olup tefekkür okunu uzağa düşürdün “ diyor Mevlana Hz leri.
"Allah'a iftira etmenin (takavvül) cezasının, kişinin hayat kaynağının tamamen kesilmesi, yani varlık sebebinin ve manevî desteğinin yok edilmesi olduğunu" ifade eder. "Vetîn" (şah damarı/can damarı), insanın hem fizikî hem de manevî hayatının bağlı olduğu en temel damarın sembolüdür.
"Vetîn" (şah damarı/can damarı), "insanın varlığını ayakta tutan en temel bağ, hayat kaynağı" nın sembolüdür. Bu, sadece fizikî bir damar değil, aynı zamanda:
a) Ruh-beden Bağı: İnsanın ruhu ile bedeni arasındaki bağlantıyı sağlayan en ince ve en hassas damar. Fizikî ölüm anında kesilen ilk şeydir.
b) İlâhî Feyz Bağı: Daha derin bir te'vilde, "vetîn", insanın Rabbinden aldığı manevî feyzin, ilhamın ve hayatiyetin ulaştığı en temel kanaldır. Kâf Suresi 16. ayette Allah'ın insana "şah damarından daha yakın" olduğu bildirilir. İbn-i Arabî bu yakınlığı, Allah'ın varlığının insana her şeyden daha yakın olduğu, ama insanın bu yakınlığı idrak edemediği şeklinde yorumlar. 69/46 ayetindeki "vetîn"in kesilmesi, işte bu "ilâhî yakınlık bağının" koparılması, yani kişinin Allah'ın rahmetinden ve desteğinden tamamen mahrum bırakılması anlamına gelebilir.
c) "Habl-i Verîd" ile İlişkisi: Bir akademik çalışmada, İbn Arabî geleneğinde "habl-i verîd" (şah damarı/can damarı) kavramının, "berzah" (iki âlem arasındaki ara bölge) kavramıyla birlikte ele alındığı ve Allah'ın insana olan yakınlığının, bu damarın anatomik ve fizyolojik yapısındaki incelikle sembolize edildiği belirtilmektedir. Buna göre, kalp-damar sistemindeki kirli ve temiz kan dolaşımının birbirine çok yaklaştığı noktalar, madde ile mana, kul ile Hak arasındaki ince perdeyi simgeler. "Vetîn"in kesilmesi, bu perdenin kalkması ve kişinin ilâhî huzurdan kovulmasıdır.[87]