İçeriğe atla
Hâkka 49Cüz 29 · Sayfa 568

Hâkka Sûresi 49. Âyet

الحاقة

Sohbete sor

Ve-innâ lena'lemu enne minkum mukeżżibîn(e)

Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

Hâkka Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Âyet-i kerime zâti âyetlerdendir.


Nefsi emmarenin hevası ile kulaklarını tıkayıp Hakk’ın sözünü işitmeyenler ve kendi varlıklarını olduğunu iddia edenler, Hakk’ı yalanlamaktadırlar. Ve Allah (c.c.) zati olarak bunu bildiğini bildirmektedir. (M.D.)

"Bilmek" (Na'lemu) Allah'ın ilmi (ilm-i ilâhî), halk edilmişlerin bilgisinden tamamen farklıdır. O'nun ilmi, ezelîdir, ebedîdir, kuşatıcıdır ve halk edilmişlere bağlı değildir. Bu ilim anlayışının temelinde "a'yân-ı sâbite" (sabit hakikatler/ezelî örnekler) öğretisi vardır.

A'yân-ı Sâbite ve İstidat:  Allah her şeyi halk etmeden önce, kendi ilminde onların ezelî hakikatlerini (a'yân-ı sâbite) bilir. Bu hakikatler, varlığa çıkacak her şeyin (insanların, nesnelerin, olayların) değişmez özünü, istidadını ve kabiliyetini belirler. Bir varlığın "ne" olacağı, "nasıl" olacağı, hayır mı şer mi işleyeceği, iman mı edecek yoksa inkâr mı edecek? Bunların hepsi, o varlığın ayn-ı sâbitesinde (ezelî hakikatinde) mevcuttur. 69/49 ayetindeki "elbette biliriz" (lene'lemu) ifadesi, işte bu ezelî ilme, yani herkesin ayn-ı sâbitesinde ne olduğunu bilmeye işaret eder.

İstidâd-ı Gayr-i Mec'ûl (Kılınmamış İstidat): Fusûs'ül-Hikem'in "Üzeyr Fassı"nda   "isti'dâd-ı gayr-i mec'ûl" (kılınmamış istidat) kavramını işlenir. Buna göre, bir varlığın istidadı, o varlığın ayn-ı sâbitesinin gereğidir ve Allah tarafından sonradan halk edilmemiştir. O, ezelden beri o varlığın hakikatinde vardır. Bu, kaderin sırrıdır. 69/49 ayetindeki "yalanlayanlar", işte bu ezelî istid atları gereği hakikati yalanlama eğiliminde olanlardır. Allah, onların bu eğilimini ezelde bilir.