Ve-innehu lehasratun ‘alâ-lkâfirîn(e)
Şüphesiz Kur'an, kafirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.
Kuşkusuz bu Kur'ân kafirler için bir pişmanlık vesilesidir.
Bu ayet, Kur'an'ın inkarcılar için bir 'hasret' (üzüntü, pişmanlık) kaynağı olduğunu ifade etmektedir. Ayet, Kur'an'ın hakikatini reddedenlerin ahirette karşılaşacakları durumu ve dünyadaki kayıplarını vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hasret kelimesi, bir şeyin elden çıkmasından dolayı duyulan şiddetli pişmanlık ve üzüntü anlamına gelir. Ayetteki bağlamda, inkarcıların Kur'an'ın getirdiği hidayeti kaçırmaları ve bunun sonucunda ahiretteki azabı görmeleriyle ortaya çıkacak derin pişmanlığı ifade eder. Bu, telafisi mümkün olmayan bir kayıp hissini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Hasret, burada 'nedamet' (pişmanlık) anlamındadır. İnkarcılar, Kur'an'ın hakikatini inkar ettikleri için kıyamet günü büyük bir pişmanlık duyacaklardır. Bu pişmanlık, dünyada iken iman etme fırsatını kaçırmış olmalarından kaynaklanacaktır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hasret, bir şeyin elden çıkmasıyla duyulan şiddetli keder ve üzüntüdür. Ayetteki 'lâ-hasretun' ifadesi, inkarcıların Kur'an'ın hakikatini reddetmeleri sebebiyle ahirette karşılaşacakları azap ve mahrumiyet karşısında duyacakları tarifsiz pişmanlığı ve kederi anlatır. Bu, onların dünyadaki tercihlerinin acı sonucudur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Küfrün asıl anlamı, bir şeyi örtmektir. Şeriat dilinde ise, Allah'ın birliğini, peygamberliğini veya şeriatın hükümlerini inkar etmek anlamına gelir. Bu ayetteki 'el-kâfirîn' ifadesi, Kur'an'ın ilahi bir kitap olduğunu ve getirdiği hakikatleri bile bile reddeden, üzerini örten kimseleri kasteder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu'ya göre 'küfr', Kur'an'da Allah'ın lütuflarını ve işaretlerini görmezden gelmek, nankörlük etmek ve hakikati örtmek anlamında merkezi bir kavramdır. Ayetteki 'el-kâfirîn', Kur'an'ın getirdiği ilahi mesajı ve hidayeti bilinçli olarak reddeden, böylece kendilerini ilahi rahmetten mahrum bırakan kişileri ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kâfirler, Allah'ın birliğini ve peygamberin getirdiği dini inkar edenlerdir. Ayetteki 'el-kâfirîn', Kur'an'ın hakikatini kabul etmeyip onu yalanlayan, böylece kendilerini ahiret azabına müstahak kılan kimselerdir. Onlar için Kur'an, dünyada reddettikleri bir hakikat olduğu için ahirette bir pişmanlık kaynağı olacaktır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.