Ve-innehu lehakku-lyakîn(i)
Şüphesiz Kur'an, gerçek kesin bilgidir.
Gerçekten o, şüphe götürmez bir bilgidir.
Hâkka Suresi'nin 51. ayeti, Kur'an'ın mutlak hakikatini ve kesinliğini vurgulamaktadır. Ayet, 'hak' ve 'yakîn' kavramlarının birleşimiyle, bilginin en üst düzeydeki doğruluğunu ve şüpheye yer bırakmayan kesinliğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hak' kelimesini 'bir şeyin sabit ve vacip olması' olarak tanımlar. Ayetteki 'lehakku' ifadesi, Kur'an'ın varlığının ve içeriğinin şüphe götürmez bir gerçek olduğunu, doğruluğunun sabit ve kaçınılmaz olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hak' kelimesinin Kur'an'da 'doğru ve sabit olan' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Kur'an'ın kendisinin mutlak bir gerçeklik olduğunu, hiçbir şüpheye yer bırakmadığını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hak' kavramının Kur'an'da 'mutlak gerçeklik, doğru ve adalet' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'lehakku' ifadesi, Kur'an'ın ilahi kökenli ve değişmez bir hakikat olduğunu, dolayısıyla insan için en doğru yolu gösterdiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yakîn'i 'şüpheyi gideren ve gerçeği ortaya koyan bilgi' olarak açıklar. Ayetteki 'yakîn' kelimesi, Kur'an'ın sunduğu gerçeğin sadece bir bilgi değil, aynı zamanda şüpheye yer bırakmayan, kesin ve tam bir inanç olduğunu ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'yakîn'i 'bilginin en üst derecesi, şüphenin tamamen ortadan kalktığı durum' olarak tanımlar. Ayetteki 'yakîn' kelimesi, Kur'an'ın hakikatlerinin, hiçbir tereddüde mahal vermeyecek kadar açık ve kesin olduğunu belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'yakîn' kavramının Kur'an'da 'bilginin en yüksek mertebesi, kesinlik ve şüphesizlik' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yakîn' ifadesi, Kur'an'ın mesajının, akıl ve kalp tarafından tam bir kesinlikle kabul edilmesi gereken bir gerçek olduğunu vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.