Kâlû yâ mûsâ immâ en tulkiye ve-immâ en nekûne nahnu-lmulkîn(e)
(Sihirbazlar), "Ey Musa! Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım" dediler.
Sihirbazlar, Musa'ya: "Ey Musa! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi?" dediler.
Bu ayet, sihirbazların Hz. Musa'ya meydan okumasını ve ilk hamleyi kimin yapacağı konusundaki tercihlerini ifade etmektedir. Ayetteki anahtar kavramlar, 'söylemek', 'atmak/ortaya koymak' ve 'atanlar/ortaya koyanlar' fiilleri etrafında şekillenerek, mücadelenin başlangıcını ve tarafların pozisyonunu dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir şeyin dille ifade edilmesi, sözlü beyan anlamına gelir. Bu ayette sihirbazların Hz. Musa'ya yönelik açık ve net bir meydan okuma ifadesi olarak kullanılmıştır. (el-Müfredât, s. 409)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl (قول), hem sözlü ifadeyi hem de bir görüşü, inancı veya hükmü belirtmeyi kapsar. Burada sihirbazların kendi iradelerini ve meydan okuma niyetlerini dile getirmeleri anlamında kullanılmıştır. (el-Külliyyât, s. 748)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İlkâ (إلقاء), bir şeyi atmak, bırakmak veya ortaya koymak demektir. Bu ayette sihirbazlar, Hz. Musa'dan kendi hünerini, yani asasını atarak mucizesini göstermesini talep etmektedirler. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 209)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İlkâ (إلقاء) fiili, burada bir şeyi yere bırakmak, sergilemek anlamında mecazi olarak kullanılmıştır. Sihirbazlar, Hz. Musa'nın 'marifetini ortaya koymasını' istemektedirler. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 227)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): L-k-y kökü, genellikle bir şeyin bir yere düşmesi, ulaşması veya bir durumla karşılaşılması anlamlarını taşır. Burada ise sihirbazların Hz. Musa'dan 'ilk hamleyi yapmasını', yani kendi 'sihrini' veya 'mucizesini' ortaya koymasını istemesi bağlamında kullanılmıştır. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 182)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mülkîn (ملقين), ilkâ (إلقاء) fiilinin ism-i failidir ve 'atanlar, bırakanlar, ortaya koyanlar' anlamına gelir. Bu ayette sihirbazların, kendi sihirlerini sergileyecek olan taraf olmaları durumunu belirtir. (el-Müfredât, s. 452)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Mülkîn (ملقين) kelimesi, 'atanlar' veya 'bırakanlar' anlamında olup, sihirbazların kendi sihirli iplerini ve değneklerini yere atarak gösterilerini yapacaklarını ifade eder. Bu, eylemin failini ve aktif rolünü vurgular. (Umdetü'l-Huffâz, c. 3, s. 165)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): L-k-y kökünden türeyen mülkîn (ملقين), bir şeyi bir yere bırakma, atma eylemini gerçekleştiren özneleri ifade eder. Ayette sihirbazların, Hz. Musa'ya karşı kendi sihirlerini 'ortaya koyanlar' olma tercihlerini belirtir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 310)
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(115) (Kâlû yâ mûsâ immâ en tulkiye ve immâ en nekûne nahnul mulkîn.)
“Sihirbazlar, Mûsâ'ya: "Ey Mûsâ! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi?" dediler.”