Feġulibû hunâlike venkalebû sâġirîn(e)
Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi.
Orada mağlup olmuş ve küçük düşmüşlerdi.
A'râf Suresi 119. ayet, sihirbazların Hz. Musa karşısında mağlup oluşunu ve bu mağlubiyetin getirdiği zilleti tasvir etmektedir. Ayet, 'yenilgi' ve 'küçülme' kavramları üzerinden bu olayın hem fiziksel hem de psikolojik boyutunu vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ğalebe' fiilini 'üstün gelmek, yenmek' olarak açıklar. Ayetteki 'ğu-libû' (edilgen) formu, sihirbazların başkası tarafından yenilgiye uğratıldığını, yani Hz. Musa'nın mucizesi karşısında aciz kaldıklarını ifade eder. Bu, onların iradeleri dışında bir mağlubiyet yaşadıklarını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ğalebe' fiilinin Kur'an'daki kullanımlarını mecazi anlamlarıyla birlikte inceler. Bu ayetteki kullanımı, sihirbazların sihirlerinin etkisiz kalması ve Hz. Musa'nın asasının üstün gelmesiyle sonuçlanan somut bir yenilgiyi ifade eder. Bu, onların iddialarının boşa çıktığını ve halk nezdindeki itibarlarını kaybettiklerini de ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ğalebe' kavramının Kur'an'da genellikle hak ile batıl mücadelesinde hakkın batıla üstün gelmesini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, sihirbazların batıl sihirlerinin, Allah'ın mucizesi olan hak karşısında yenilgiye uğraması, bu kavramın dinî ve ahlakî boyutunu açıkça ortaya koyar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'inkalebe' fiilini 'geri dönmek, bir halden başka bir hale geçmek' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, sihirbazların mağlubiyet sonrası eski iddialı ve kibirli hallerinden utanç ve zillet içinde bir duruma dönüştüklerini, yani konumlarının tamamen tersine döndüğünü ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kalb' kökünün 'bir şeyi tersine çevirmek, değiştirmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'İnkalebe' formu ise dönüşüm ve geri dönüşü ifade eder. Ayette, sihirbazların mağlubiyetle birlikte hem fiziksel olarak geri dönmeleri hem de psikolojik olarak gururlu hallerinden alçakgönüllü bir duruma geçmeleri kastedilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'inkılab'ın Kur'an'da genellikle bir durumdan başka bir duruma geçişi, özellikle de olumsuz bir değişimi ifade ettiğini belirtir. Sihirbazların 'inkalebu' ifadesi, onların zafer beklentisi içindeyken, yenilgi ve utançla yüzleşerek eski konumlarını kaybetmelerini ve itibar düşüşlerini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sağîr' kelimesini 'küçük, önemsiz' olarak tanımlar. 'Sâğirîn' ise 'küçük düşmüş, zelil olmuş' anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, sihirbazların mağlubiyetle birlikte hem halk nezdinde hem de kendi içlerinde hissettikleri aşağılanmayı ve itibarlarının zedelenmesini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sağar' kökünün hem fiziksel küçüklüğü hem de manevi küçüklüğü, yani zilleti ifade ettiğini belirtir. 'Sâğirîn' kelimesi, sihirbazların mağlubiyet sonrası yaşadıkları utanç ve hor görülme durumunu, onların gururlarının kırıldığını ve aciz kaldıklarını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sağar' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'a karşı kibirlenenlerin veya hakkı inkar edenlerin akıbeti olarak zikredildiğini belirtir. Sihirbazların 'sâğirîn' olarak nitelendirilmesi, onların Allah'ın mucizesi karşısında gösterdikleri kibir ve inkarın bir sonucu olarak yaşadıkları zilleti ve aşağılanmayı sembolize eder.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(119) (Fe gulibû hunâlike venkalebû sâgırîn.)
“Orada mağlup olmuş ve küçük düşmüşlerdi.”