Leukatti'anne eydiyekum veerculekum min ḣilâfin śümme leusallibennekum ecme'în(e)
"Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım."
"Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım."
Bu ayet, Firavun'un sihirbazlara yönelik tehditlerini içeren sert bir beyanıdır. Ayet, 'kesmek', 'çaprazlama' ve 'asmak' gibi fiillerle Firavun'un öfkesini ve cezalandırma niyetini dilbilimsel olarak vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kat'' kökünün bir şeyi birbirinden ayırmak, bölmek anlamına geldiğini belirtir. Buradaki 'tekid nunu' ile birlikte kullanılması, kesme eyleminin kesinliğini ve şiddetini ifade eder. Ayette, Firavun'un elleri ve ayakları tamamen ayırma, uzuvları vücuttan koparma tehdidini yansıtır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kat'' fiilinin mecazi olarak da kullanılabileceğini belirtse de, bu ayetteki 'lâukattı'anne' ifadesinin doğrudan ve fiziksel bir kesme eylemini, yani uzuvların ayrılmasını kastettiğini vurgular. Firavun'un tehdidinin somut ve acımasızlığını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kat'' fiilinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak bu ayetteki gibi 'tef'il' babından geldiğinde eylemin yoğunluğunu ve çokluğunu ifade ettiğini belirtir. Firavun'un birden fazla kişiye yönelik, uzuvları parça parça etme niyetini açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yed' kelimesinin hem fiziksel el uzvunu hem de mecazi olarak güç, kudret ve nimet anlamlarını taşıdığını ifade eder. Bu ayette ise, Firavun'un sihirbazların fiziksel uzuvlarını hedef alarak onları cezalandırma niyetini, yani ellerini kesme tehdidini açıkça belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'eydî' kelimesinin 'yed' kelimesinin çoğulu olduğunu ve burada sihirbazların ellerini, yani eylemlerini gerçekleştirdikleri uzuvlarını kastettiğini belirtir. Firavun'un, sihirbazların sihir yapma yeteneklerini ellerini keserek ortadan kaldırma tehdidini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ricl' kelimesinin yürüme ve hareket etme uzvu olan ayağı ifade ettiğini belirtir. Ayette 'ellerle birlikte anılması', Firavun'un cezalandırma eyleminin kapsamlılığını ve sihirbazların hareket kabiliyetlerini tamamen ortadan kaldırma niyetini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ercül' kelimesinin 'ricl'in çoğulu olduğunu ve bu bağlamda sihirbazların ayaklarını, yani yürüme ve kaçma yeteneklerini ifade ettiğini açıklar. Firavun'un tehdidinin, sihirbazları tamamen aciz bırakmayı amaçladığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hilâf' kelimesinin 'muhalefet' ve 'zıtlık' anlamlarına geldiğini, bu ayette ise 'min hilâfin' ifadesinin 'bir el bir ayak' veya 'sağ el sol ayak' şeklinde çaprazlama kesme eylemini ifade ettiğini belirtir. Bu, cezanın daha acımasız ve ibret verici olmasını amaçlar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hilâf' kökünün Kur'an'da genellikle 'karşıtlık', 'aykırılık' ve 'ardından gelme' gibi anlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'min hilâfin' ifadesi, uzuvların kesilme şeklinin alışılmadık ve zıt yönlü olmasını, yani çaprazlama kesmeyi ifade ederek cezanın şiddetini ve aşağılayıcılığını artırır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'min hilâfin' ifadesinin 'bir el ve ona muhalif olan bir ayak' yani 'sağ el ve sol ayak' veya 'sol el ve sağ ayak' şeklinde kesme anlamına geldiğini açıklar. Bu, Firavun'un sihirbazlara uygulayacağı cezanın işkence boyutunu ve caydırıcılığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'salb' kelimesinin 'sertlik' ve 'katılık' anlamına geldiğini, 'taslîb' fiilinin ise birini çarmıha germek veya asmak suretiyle öldürmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'tekid nunu' ile birlikte kullanılması, Firavun'un bu cezayı kesinlikle uygulayacağını ve sihirbazları ibret olacak şekilde öldüreceğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'salb' kökünün 'bir şeyi dikmek, sertleştirmek' anlamlarına geldiğini ve 'taslîb'in ise 'birini yüksek bir yere asmak' olduğunu açıklar. Bu ayette, Firavun'un sihirbazları halkın gözü önünde, ibret olması için asma tehdidini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'taslîb'in, bir kişiyi bir ağaca veya direğe bağlayarak öldürmek olduğunu belirtir. Bu, Firavun'un sihirbazlara yönelik en ağır cezalarından biri olup, onların hem fiziksel olarak acı çekmelerini hem de toplum içinde aşağılanmalarını amaçlar.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(124) (Le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hilâfin summe le usallibennekum ecmaîn.)
"Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım."