Kâlû innâ ilâ rabbinâ munkalibûn(e)
Dediler ki: "Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz."
Onlar da: "Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz." dediler.
A'râf Suresi 125. ayet, Firavun'un tehditlerine karşı sihirbazların imanlarındaki kararlılığı ve Allah'a dönüş inancını vurgular. Ayet, 'dönüş' ve 'Rab' kavramları üzerinden ilahi kudrete teslimiyeti ve ahiret inancını dilbilimsel olarak derinleştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir şeyin dille ifade edilmesi, sözdür. Ayetteki 'kâlû' (dediler) ifadesi, sihirbazların Firavun'un tehditlerine karşı imanlarını açıkça ve kararlılıkla dile getirmelerini, bu sözün sadece bir beyan değil, aynı zamanda bir duruş ve inanç ilanı olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl (قول), bir düşüncenin, inancın veya kararın sözlü olarak dışa vurulmasıdır. Bu ayetteki 'kâlû' fiili, sihirbazların Firavun'un zulmüne rağmen imanlarını açıkça ilan etmelerini, bu sözün onların içsel inançlarının bir yansıması olduğunu ve bu beyanın bir teslimiyet ve tevekkül ifadesi olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rab (رب), terbiye eden, yetiştiren, sahip olan ve idare eden demektir. Ayetteki 'Rabbina' (Rabbimize) ifadesi, sihirbazların Allah'ı sadece bir yaratıcı olarak değil, aynı zamanda kendilerini terbiye eden, işlerini düzenleyen ve nihai dönüş yeri olan mutlak otorite olarak kabul ettiklerini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Rab' kavramı, sadece yaratıcı değil, aynı zamanda evrenin ve insanın mutlak sahibi, yöneticisi ve terbiye edicisidir. Bu ayette sihirbazların 'Rabbina' demesi, Firavun'un sahte tanrılık iddialarına karşı gerçek Rab'be olan bağlılıklarını, O'nun mutlak otoritesini ve O'na olan teslimiyetlerini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rab (رب) kelimesi, Kur'an'da genellikle 'Allah' isminin yerine veya O'nun sıfatı olarak kullanılır. Ayetteki 'Rabbina' ifadesi, sihirbazların Allah'ı kendilerine ait, kendilerini terbiye eden ve kendilerine hükmeden yegane güç olarak gördüklerini, bu ifadenin onların imanlarının merkezindeki tevhid inancını yansıttığını belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İnkilâb (انقلاب), bir halden başka bir hale dönmek, geri dönmek demektir. Ayetteki 'münkalibûn' (döneceğiz) ifadesi, sihirbazların Firavun'un tehditlerine rağmen ölümden sonraki ahiret hayatına ve Allah'a dönüşe olan kesin imanlarını, bu dönüşün kaçınılmaz olduğunu ve bu inancın onlara güç verdiğini anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kaleb (قلب) kökünden türeyen inkılâb, bir şeyin aslına veya başlangıç noktasına dönmesidir. 'Münkalibûn' ifadesi, sihirbazların dünya hayatının geçiciliğini ve nihai varış yerlerinin Allah olduğunu idrak ettiklerini, bu dönüşün sadece fiziksel bir dönüş değil, aynı zamanda ruhsal bir teslimiyet olduğunu mecazi olarak ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İnkilâb (انقلاب), bir şeyin tersine dönmesi veya bir yerden başka bir yere intikal etmesidir. Ayetteki 'münkalibûn' kelimesi, sihirbazların Firavun'un zulmüne karşı ahiret inancına sığınmalarını, bu dönüşün onların için bir kurtuluş ve mükafat vesilesi olacağına olan kesin inançlarını ve bu inancın onlara sabır verdiğini vurgular.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(125) (Kâlû innâ ilâ rabbinâ munkalibûn.) Onlar da: "Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz." dediler.