İçeriğe atla
A'râf 145Cüz 9 · Sayfa 168

A'râf Sûresi 145. Âyet

الأعراف

Sohbete sor

Veketebnâ lehu fî-l-elvâhi min kulli şey-in mev'izaten vetefsîlen likulli şey-in feḣużhâ bikuvvetin ve/mur kavmeke ye/ḣużû bi-ahsenihâ(c) seurîkum dâra-lfâsikîn(e)

Musa için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: "Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim."

A’râf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(145) (Ve ketebnâ lehu fîl elvâhı min kulli şey’in mev’ızâten ve tafsîlen li kulli şey’in fe huzhâ bi kuvvetin ve’mur kavmeke ye’huzû bi ahsenihâ seurîkum dârel fâsikîn.)

“Ve onun için o levhâlarda her şeyden yazdık, nasihat ve hükümlerin ayrıntılarına ait herşeyi

(belirttik). Haydi bunlara sıkı sarıl, kavmine de emret, onlar da en güzeline sarılsınlar. Size yakında o fasıkların yurdunu göstereceğim.” Cenâb-ı Hakk Mûseviyyet mertebesinde olanlara çok büyük lütûflarda bulunuyor ki, o mertebenin hâli ve bilgisi kendisinde oluşsun. Cenâb-ı Hakk âlemde ki faaliyetlerini bütün sıfâtlarıyla yaptığı için burada da “Biz yaptık” diyerek bizâtihî hîtapta bulunuyor.

Bu mertebeye ulaşan kişi kelâmi risâlete de başlamış oluyor ayrıca, fakat kendi başına değil kuralları içerisinde, kendisine hangi levha verilmiş ise oradaki esaslar ile görevlenmiş oluyor.

Ve bu mertebede kişinin tam bir mutmain olarak Mûsevî olması gerekiyor, tabi buradaki Mûsevî beni İsrâîl ümmetinin Mûsevî’liği değil, Muhammedîyyet Mûsevî’liğidir yâni İslâmın içerisindeki Mûseviyyet mertebesinin yaşantısıdır. Tevrat-ı Şerîfte vaaz edilen hükümlerin tafsilatçısı olarak, seyri sülûkta bu hakîkatlerin bilinerek yaşanması gerekiyor.

Cenâb-ı Hakk zorlama olmadan nezâketle güzellikle ona sarılın diyor.Bu şekilde buna sarılmayanların hâllerini sana yakında göstereceğim diyerek îkazını da yapıyor. Bu şekilde Cenâb-ı Hakk yolu gösteriyor, tavsiyesini yapıyor ve neticesini de belirtiyor.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)