İçeriğe atla
A'râf 144Cüz 9 · Sayfa 168

A'râf Sûresi 144. Âyet

الأعراف

Sohbete sor

Kâle yâ mûsâ innî-stafeytuke ‘alâ-nnâsi birisâlâtî vebikelâmî feḣuż mâ âteytuke vekun mine-şşâkirîn(e)

(Allah) "Ey Musa! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol" dedi.

A’râf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(144) (Kâle yâ mûsâ innîstafeytuke alen nâsi bi risâlâtî ve bi kelâmî fe huz mâ âteytuke ve kun mineş şâkirîn.)

“Allah buyurdu: Ey Mûsâ! Sana verdiğim peygamberlikle ve kelâmımla seni insânlar üzerine seçkin kıldım. Sana verdiğime sıkı sarıl ve şükredenlerden ol!” Cenâb-ı Hakk Mûsâ (a.s.)’a sana verdiğim nîmetlerin şükrünü bil, eğer bilmez isen elinden alırım tarzında arkasında bir îkaz ile bunları söylüyor. Şükrü yapılmayan nîmetler kişinin elinden alınır onların kıymetini bilene verilir.

Cenâb-ı Hakk Mûsâ (a.s.)’dan kendisine verdiği tenzih mertebesini sımsıkı tutmasını istiyor, ne aşağı mertebelerine düş ne de yukarı mertebeleri talep et diyor. Seyri sülûkta da dokuzuncu mertebe olan bu mertebeye ulaşan kişinin bu mertebeye kadar kendisine neler verilmiş ise onları elinde, sımsıkı tutması lâzımdır. Vakti gelmeden de üst mertebeleri talep etmemesi lâzımdır. Zâten seyri sülûkta dervişin talepte bulunmaması gerekir fakat kendisine ne verilirsede onu yapması lâzımdır, kendi düşüncesine göre ben bunu yaparım, şunu yapmam gibi ayırımlar yapmaması lâzımdır.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)