Kâle febimâ aġveytenî leak'udenne lehum sirâtake-lmustekîm(e)
Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım."
"Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım."
Bu ayet, İblis'in Allah'a isyanının ardından, insanları doğru yoldan saptırma yeminini ifade eder. Ayetteki anahtar kavramlar, İblis'in motivasyonunu, eylemini ve hedeflediği yolu dilbilimsel ve semantik açıdan derinlemesine anlamamızı sağlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğay (غَيّ) kelimesi, doğru yoldan sapmak, hakikatten uzaklaşmak anlamına gelir. Ayetteki 'ağveytani' ifadesi, İblis'in, Allah'ın kendisini saptırdığına dair yanlış bir iddiada bulunarak, kendi iradi sapkınlığını başkasına yükleme çabasını gösterir. (el-Müfredât, s. 615)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Ğayy (غَيّ) kavramı, Kur'an'da genellikle 'doğru yoldan sapma, şaşırma, azgınlık' anlamlarında kullanılır ve hidayetin zıttıdır. İblis'in bu ifadeyi kullanması, kendi sapkınlığını meşrulaştırma ve sorumluluğu Allah'a atma çabası olarak yorumlanabilir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 220-221)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ka'd (قَعْد) kelimesi, oturmak, beklemek anlamına gelir. Ancak bu ayetteki 'le'ak'udenne' ifadesi, sadece fiziksel oturmayı değil, aynı zamanda birini beklemek, pusu kurmak ve yolunu kesmek gibi aktif bir engelleme ve saptırma eylemini ifade eder. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 180)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu ifade, 'yol kesmek, birinin yoluna oturmak' mecazıyla kullanılmıştır. İblis'in, insanları doğru yoldan alıkoymak için sürekli bir engel teşkil edeceğini, onların yolunu gözleyeceğini ve saptırmak için fırsat kollayacağını anlatır. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 222)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Fiilin te'kidli (vurgulu) kullanımı, İblis'in bu eylemi kesin bir kararlılıkla ve sürekli olarak yapacağını gösterir. 'Oturmak' fiili burada, bir strateji belirleyip uygulamak, bir yerde sabitlenip beklemek ve hedefi saptırmak için fırsat kollamak anlamındadır. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 150)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sırât (صِرَاط), geniş ve açık yol anlamına gelir. Kur'an'da genellikle 'Sırât-ı Müstakîm' (doğru yol) olarak geçer ve Allah'ın emirlerine uygun, hakka ulaştıran yolu ifade eder. İblis'in bu yola karşı duracağını söylemesi, insanları bu hidayet yolundan saptırma niyetini açıkça ortaya koyar. (el-Müfredât, s. 473)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Sırât kavramı, Kur'an'da hem fiziksel bir yol hem de metafiziksel, ahlaki ve dini bir yol olarak kullanılır. 'Sırâtuke' (Senin yolun) ifadesi, Allah'ın insanlara gösterdiği, onları cennete ve rızasına ulaştıran tek doğru yolu temsil eder. İblis'in bu yola karşı durması, insanları bu nihai hedeften uzaklaştırma çabasıdır. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 180-182)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Kavm (قَوْم) kökünden türeyen müstakîm (مُسْتَقِيم), eğriliği olmayan, dosdoğru olan demektir. 'Sırât-ı Müstakîm' terkibi, Allah'ın belirlediği, hiçbir sapma ve yanlışlık içermeyen, insanı hedefe ulaştıran yolu ifade eder. İblis'in bu yola karşı durması, insanları bu doğruluktan saptırma amacını gösterir. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 380)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İstikâmet (اِسْتِقَامَة), bir şeyin doğru ve düzgün olması, eğrilikten uzak olması halidir. Kur'an'da 'el-Müstakîm' sıfatı, Allah'ın yolu için kullanıldığında, o yolun şaşmaz, değişmez ve hakikat üzere olduğunu vurgular. İblis'in bu yola karşı durması, insanları bu istikâmetten uzaklaştırma çabasıdır. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 4, s. 320)
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.