Ve-iż kîle lehumu-skunû hâżihi-lkaryete vekulû minhâ hayśu şi/tum vekûlû hittatun vedḣulû-lbâbe succeden naġfir lekum ḣatî-âtikum(c) senezîdu-lmuhsinîn(e)
O zaman onlara denilmişti ki: "Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve 'Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)' deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz."
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(161) (Ve iz kîle lehumuskunû hâzihil karyete ve kulû minhâ haysu şi’tum ve kûlû hıttatun vedhulûl bâbe succeden nagfir lekum hatîâtikum, senezîdul muhsinîn.)
“Ve o vakit onlara denilmişti ki; Şu şehre yerleşin ve orada dilediğiniz şeylerden yiyin, "hitta" (günahlarımızı bağışla.) deyin ve secde ederek kapısından girin ki, suçlarınızı bağışlayalım. İyilere nîmetlerimizi daha da arttıracağız.” Beni İsrâîl Mısır’dan çıktıktan sonra uzun seneler sahrada dolaştılar. Daha sonra Cenâb-ı Hakk onları Kudüs’e yönlendirdi. Kudüs-ü Şerîf mukaddes bir yer olduğundan secde etmeleri istendi. Ve böyle yaparsanız Cenâb-ı Hak size olan ihsanlarımı arttırırım diyor.