Evelem yenzurû fî melekûti-ssemâvâti vel-ardi vemâ ḣaleka(A)llâhu min şey-in veen ‘asâ en yekûne kadi-kterabe eceluhum(s) febi-eyyi hadîśin ba'dehu yu/minûn(e)
Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, Allah'ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(185) (E ve lem yanzurû fî melekûtis semâvâti vel ardı ve mâ hâlakallâhu min şey’in ve en asâ en yekûne kadıkterebe eceluhum, fe bi eyyi hadîsin ba’dehu yu’minûn.)
“Allah'ın göklerdeki ve yerdeki mülkiyet ve tasarrufuna, Allah'ın halketmiş olduğu herhangi bir şeye ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimâline hiç bakmadılar mı? Artık bu Kûr'ân'dan sonra başka hangi söze inanacaklar.” Arz bizim bedenimiz, semavat ise tefekkür
Genişliğimiz’dir. Bunu Allah halketti bilmiyormusunuz diyor. Ve bunun böyle kalmayıp ecelinin geleceğini düşünmüyorlar mı.?