Kul lâ emliku linefsî nef'an velâ darran illâ mâ şâa(A)llâh(u)(c) velev kuntu a'lemu-lġaybe lestekśertu mine-lḣayri vemâ messeniye-ssû-/(u)(c) in enâ illâ neżîrun vebeşîrun likavmin yu/minûn(e)
De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim."
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(188) (Kul lâ emliku li nefsî nef’an ve lâ darran illâ mâşaallâh, ve lev kuntu a’lemul gaybe lesteksertu minel hayri ve mâ messeniyes sûu in ene illâ nezîrun ve beşîrun li kavmin yu’minûn.)
“De ki, ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir menfâat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye malik değilim. Ben eğer gaybı bilseydim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben îman edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir peygamberden başka biri değilim.”