Elehum erculun yemşûne bihâ(s) em lehum eydin yebtişûne bihâ(s) em lehum a'yunun yubsirûne bihâ(s) em lehum âżânun yesme'ûne bihâ(k) kuli-d'û şurakâekum śümme kîdûni felâ tunzirûn(i)
Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!"
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(195) (E lehum erculun yemşûne bihâ, em lehum eydin yabtışûne bihâ, em lehum a’yunun yubsırûne bihâ, em lehum âzânun yesmeûne bihâ, kulid’û
şurekâekum summe kîdûni fe lâ tunzırûn.)
“Onların yürüyecek ayakları, tutacak elleri, görecek gözleri veya işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın o ortaklarınızı, sonra bana istediğiniz tuzağı kurun ve elinizden gelirse göz açtırmayın."