Femâ kâne da'vâhum iż câehum be/sunâ illâ en kâlû innâ kunnâ zâlimîn(e)
Azabımız kendilerine geldiğinde, "(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk" demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Azâbımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zâlimlermişiz!" demelerinden başka yalvarışları kalmadı.” Kûr’ân-ı Kerîm’de bahsedilen bütün kavimler ve onlara mensûp olanların özellikleri bizlerin varlığında ahlâklar olarak mevcûttur, işte bu sebepten Cenâb-ı Hakk yıllarca sene önce ortadan kalkmış olan kavimleri bize anlatıyor ve hem bizden ibret almamızı istiyor hem de bunların kendi varlığımızdaki karşılığını bulup temiz hâle getirmemizi istiyor.
Bu kavimde düşününce fark ettiler ki “bu gelen azâbı biz kendimize etmişiz” demekten başka bir söz bulamadılar. Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine vermiş olduğu bu kadar büyük lütûfları gizlemeleri sebebiyle kendi nefslerine zûlüm ettiler. Cenâb-ı Hakk’ın verdiği güzel isimleri bırakıp Kahhar, Cebbar gibi isimleri kendi menfâatleri doğrultusunda kullanıyorlar ve bunlar kendilerinden alınınca anlıyorlar ki biz bu işi yanlış yapmışız diyerek kabahâtin kendilerinde olduğunu anlıyorlar.
فَلَنَسْتَلَنَ الَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْتَلَنَ الْمُرْسَلِينَ
(6) (Fe le nes’elennellezîne ursile ileyhim ve le nes’elennel murselîn.)