İçeriğe atla
A'râf 57Cüz 8 · Sayfa 157

A'râf Sûresi 57. Âyet

الأعراف

Sohbete sor

Vehuve-lleżî yursilu-rriyâha buşran beyne yedey rahmetih(i)(s) hattâ iżâ ekallet sehâben śikâlen suknâhu libeledin meyyitin feenzelnâ bihi-lmâe feaḣracnâ bihi min kulli-śśemerât(i)(c) keżâlike nuḣricu-lmevtâ le'allekum teżekkerûn(e)

O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.

A’râf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(57) (Ve huvellezî yursilur riyâha buşren beyne yedey rahmetihi, hattâ izâ ekallet sehâben sikâle suknâhu li beledin meyyitin fe enzelnâ bihil mâe fe ahrecnâ bihîmin kullissemerât, kezâlike nuhricul mevtâ leallekum tezekkerûn.)

“Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınız.” Bâtınen, Cenâb-ı Hakk’ın muhabbet rüzgarları gelir ve herbirerlerimizin gönüllerinde, gelen yağmurların getirdiği bereketin inmesi ile ilâhî meyveler meydana gelir ve onlardan da yeriz ve rızıklanırız yâni onlar bizim ilmi olarak malımız olur ve her yerde kullanırız.

Kıyamette bu görünen şeylerin hepsi kaybolacak, Cenâb-ı Hakk Cebrâil (a.s.)’ı Efendimizin (s.a.v) kabrini bulmak için dünyaya gönderecek Cebrâil (a.s.) ilk seferde bulamayacak çünkü hiçbir işaret kalmamış olacak, ikinci seferinde ise bir yerden bir nûrun çıktığını görecek ve o zaman Efendimizi (s.a.v) bulacak ve ilk önce Efendimiz (s.a.v) kalkacak sonra onun ardından hâlifeleri, sahabeyi kirâm ve daha sonra bütün insânlar

ayağa kalkacaklardır.

Kişinin dünyada yaşıyorken ağırlıklı olarak ahlâkı ne ise o ahlâkın ifâde ettiği hayvân şekline bürünecek ahîrette. Eksi fiiller yapanlar “ve nefahtü” ile kendilerine gelen mânâyı maddeye çevirenlerdir. İlk vasfımız olan Âdem vasfımız dünya yaşamı boyunca hayvâniyete dönüyor gafletimiz yüzünden, ne kadar kötü bir durumdur.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)