Ubelliġukum risâlâti rabbî veensahu lekum vea'lemu mina(A)llâhi mâ lâ ta'lemûn(e)
"Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum."
"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."
Bu ayet, peygamberin tebliğ, nasihat ve ilahi bilgiye sahip olma rollerini vurgulamaktadır. Kelimelerin kök anlamları, bu rollerin derinliğini ve önemini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Belağ (بَلَغَ), bir şeyin son noktasına ulaşmak demektir. 'İblâğ' (إِبْلاغ) ise bir şeyi hedefine ulaştırmak, yani mesajı muhatabına tam olarak iletmektir. Ayetteki 'übelliğukum' ifadesi, peygamberin Allah'tan aldığı risaletleri eksiksiz ve tam olarak insanlara ulaştırması, tebliğ etmesi anlamındadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Belağ (بَلَغَ), bir şeyin nihayetine ermesi, sonuna varmasıdır. Ayetteki 'übelliğukum' (أُبَلِّغُكُمْ) kelimesi, peygamberin Allah'ın emirlerini ve yasaklarını, yani risaletini, insanlara ulaştırması, tebliğ etmesi manasındadır. Bu, mecazi olarak bir haberi veya mesajı yerine ulaştırmak demektir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsunun analizine göre 'belağ' (بَلَغَ) kökünden türeyen kelimeler, bir mesajın veya bilginin bir noktadan diğerine aktarılması, ulaştırılması anlamını taşır. Ayetteki 'übelliğukum' (أُبَلِّغُكُمْ) ifadesi, peygamberin ilahi mesajı insanlara iletme, tebliğ etme görevini vurgular ve bu, sadece bir aktarım değil, aynı zamanda mesajın muhataplar tarafından anlaşılmasını sağlama çabasını da içerir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Risâlet (رِسَالَة), bir elçi (rasûl) aracılığıyla gönderilen mesaj veya görevdir. Ayetteki 'risâlât' (رِسَالَات) kelimesi, Allah'ın peygamberine vahyettiği ve onun da insanlara ulaştırmakla görevli olduğu ilahi hükümleri, emirleri ve yasakları kapsayan geniş bir mesajlar bütünüdür.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Resûl (رَسُول), bir mesajla gönderilen kişidir. Risâlet (رِسَالَة) ise bu mesajın kendisidir. Ayette geçen 'risâlât' (رِسَالَات) kelimesi, peygamberin tebliğ ettiği, Allah'tan gelen ve insanlara yol gösteren, onları doğruya ileten vahiylerin ve hükümlerin tamamını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Risâlet (رِسَالَة), gönderilen şey demektir. Ayetteki 'risâlât' (رِسَالَات) kelimesi, peygamberin Allah tarafından görevlendirilerek insanlara ulaştırdığı, onlara tebliğ ettiği ilahi buyruklar ve haberlerdir. Bu, peygamberin nübüvvetinin temelini oluşturan vahiyler bütünüdür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nush (نُصْح), bir şeyin saf ve halis olmasıdır. 'Nasihat' (نَصِيحَة) ise birine samimi bir şekilde iyilik dilemek, onu doğruya yöneltmek ve ona faydalı olanı göstermektir. Ayetteki 'ensahu' (أَنصَحُ) ifadesi, peygamberin insanlara karşı içten bir iyilik ve hayır dileğiyle, onları doğru yola sevk etmek için öğüt vermesini, samimi bir rehberlik yapmasını anlatır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nasihat (نَصِيحَة), söz ve fiille hayrı istemek ve onu göstermektir. Ayetteki 'ensahu lekum' (أَنصَحُ لَكُمْ) ifadesi, peygamberin ümmetine karşı duyduğu şefkat ve merhametle, onların dünya ve ahiret saadetleri için en doğru ve faydalı olanı samimiyetle tavsiye etmesini, öğüt vermesini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Nush (نُصْح), bir şeyin halis ve saf olmasıdır. Nasihat (نَصِيحَة) ise birine karşı samimi ve içten bir şekilde hayır dilemek, onu doğruya yönlendirmektir. Ayetteki 'ensahu' (أَنصَحُ) kelimesi, peygamberin insanlara karşı gösterdiği samimi rehberliği, onların iyiliği için çaba sarf etmesini ve onlara doğru yolu göstermesini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim (عِلْم), bir şeyin hakikatini idrak etmek ve onu olduğu gibi bilmektir. Ayetteki 'a'lemu' (أَعْلَمُ) ifadesi, peygamberin Allah'tan gelen vahiy yoluyla, insanların kendi çabalarıyla ulaşamayacakları, gayb âlemine dair bilgilere sahip olduğunu belirtir. Bu, peygamberin ilahi bilgiye mazhar oluşunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İlim (عِلْم), bir şeyi kesin olarak bilmektir. Ayetteki 'a'lemu minallahi ma la ta'lemûn' (أَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ) ifadesi, peygamberin Allah'tan aldığı özel bir bilgiye sahip olduğunu, bu bilginin sıradan insanların bilgisi dışında olduğunu ve bu bilginin kaynağının doğrudan Allah olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör'ün analizine göre 'ilm' (عِلْم) kökünden türeyen kelimeler, bilgi, öğrenme ve idrak etme anlamlarını taşır. Ayetteki 'a'lemu' (أَعْلَمُ) kelimesi, peygamberin Allah tarafından kendisine öğretilen, gaybî ve ilahi bilgilere sahip olduğunu, bu bilginin sıradan insan bilgisinden üstün ve farklı olduğunu ifade eder. Bu, peygamberin risaletinin bir delilidir.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(62) (Ubelligukum rÎsâlâti rabbî ve ensahu lekum ve a’lemu minallahi mâ lâ ta’lemûn.)
"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."