Kâle yâkavmi leyse bî dalâletun velâkinnî rasûlun min rabbi-l'âlemîn(e)
(Nuh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
(Nûh) dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."
A'râf Suresi 61. ayet, Nuh (a.s.)'ın kavmine hitabını içermekte olup, 'sapıklık' (ضَلَالَةٌ) ithamına karşı 'peygamberlik' (رَسُولٌ) vasfını ve 'Alemlerin Rabbi' (رَبِّ الْعَالَمِينَ) tarafından gönderildiğini vurgulamaktadır. Ayet, Nuh'un tebliğindeki temel kavramları ve kavminin ona yönelik yanlış algısını dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî'ye göre 'dalâl' (ضلال), doğru yoldan sapmak, hedeften şaşmak demektir. Bu ayette kavmin, Nuh'u doğru yoldan sapmış, hakikatten uzaklaşmış biri olarak görme ithamını ifade eder. (el-Müfredât, s. 297)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'dalâl' kelimesinin mecazi olarak 'şaşırmak' veya 'bilgisizlik' anlamlarına gelebileceğini belirtir. Burada kavim, Nuh'u kendi bildikleri yoldan ayrılmış, dolayısıyla 'şaşırmış' veya 'yanlış yolda' olarak nitelendirmektedir. (Mecâzü'l-Kur'ân, I, 218)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dalâl' kavramının Kur'an'da genellikle 'hidayet'in zıttı olarak kullanıldığını ve Allah'ın doğru yolundan sapmayı ifade ettiğini belirtir. Nuh (a.s.) bu ayette, kavminin kendisine yönelttiği 'Allah'ın yolundan sapmış olma' ithamını reddetmektedir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 205-207)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'resûl' kelimesini 'bir mesajı iletmek üzere gönderilen kişi' olarak tanımlar. Ayette Nuh (a.s.), kendisinin Alemlerin Rabbi tarafından özel bir görevle, yani ilahi mesajı tebliğ etmek üzere gönderilmiş bir elçi olduğunu beyan etmektedir. (el-Müfredât, s. 352)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'resûl'ün, 'kendisine şeriat verilen ve onu tebliğ etmekle emrolunan kimse' olduğunu belirtir. Nuh (a.s.) bu ayette, sadece bir haberci değil, aynı zamanda ilahi bir şeriatı tebliğ eden bir peygamber olduğunu ifade etmektedir. (el-Külliyyât, s. 491)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'resûl' kavramının Kur'an'da Allah ile insanlar arasında bir aracı rolünü üstlenen, ilahi iradeyi ve mesajı insanlara ulaştıran özel bir statüyü ifade ettiğini açıklar. Nuh (a.s.) bu kelimeyle, kendi sözlerinin kaynağının ilahi olduğunu ve kişisel bir sapıklık olmadığını vurgular. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 180-182)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî'ye göre 'Rab', 'terbiye eden, yetiştiren, sahip olan ve yöneten' anlamlarına gelir. Bu ayette Nuh (a.s.), kendisini gönderenin sadece bir yaratıcı değil, aynı zamanda tüm alemleri terbiye eden, yöneten ve onlara sahip olan yüce bir varlık olduğunu belirtir. (el-Müfredât, s. 336)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'Rab' kelimesinin 'malik, seyyid, müdebbir, mürebbi ve kayyım' gibi anlamları içerdiğini ifade eder. Nuh (a.s.)'ın bu ifadeyi kullanması, gönderildiği kaynağın mutlak otoritesini ve tüm varlıklar üzerindeki hükümranlığını vurgular. (Basâiru Zevi't-Temyîz, III, 10-11)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'da Allah'ın yaratıcı, besleyici, koruyucu ve yönetici sıfatlarını kapsadığını belirtir. Nuh (a.s.) bu kelimeyle, kendisinin 'Alemlerin Rabbi' tarafından gönderildiğini söyleyerek, mesajının evrensel geçerliliğini ve kaynağının mutlak gücünü ortaya koyar. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 104-106)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'âlem' kelimesinin 'bilgi edinilen her şey' anlamına geldiğini ve Allah'ın varlığına delalet eden her şeyi kapsadığını belirtir. 'Âlemîn' ise tüm bu varlık türlerinin çoğuludur. Nuh (a.s.) bu ifadeyle, gönderildiği Rabbin sadece bir kavmin değil, tüm varlıkların Rabbi olduğunu vurgular. (el-Müfredât, s. 574)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'âlemîn'in 'insanlar, cinler ve melekler' gibi akıl sahibi varlıkları ifade ettiğini belirtir. Bu ayette Nuh (a.s.), Rabbinin sadece kendi kavminin değil, tüm bu akıl sahibi varlıkların Rabbi olduğunu ve mesajının evrensel bir nitelik taşıdığını ima eder. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 367)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'âlem' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'Allah'ın yarattığı her şey' anlamında kullanıldığını ve 'âlemîn'in bu geniş kapsamı ifade ettiğini belirtir. Nuh (a.s.)'ın 'Rabbi'l-Âlemîn' ifadesi, Allah'ın mutlak egemenliğini ve tüm varlıklar üzerindeki hükümranlığını pekiştirir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 210)
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(61) (Kâle yâ kavmi leyse bî dalâletun ve lâkinnî resûlun min rabbil âlemîn.)
(Nûh) dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir
sapıklık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."