Feeḣażet-humu-rracfetu feasbehû fî dârihim câśimîn(e)
Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
Derken o (müthiş) sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
A'râf Suresi'nin 91. ayeti, helak olan bir kavmin akıbetini tasvir etmektedir. Ayet, ilahi azabın ani ve şiddetli doğasını, 'recfe' (sarsıntı) ve 'casimîn' (diz üstü çökme) kavramları üzerinden güçlü bir şekilde ifade etmektedir. Bu kavramlar, hem fiziksel bir yıkımı hem de manevi bir çöküşü sembolize eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ahz' kelimesinin bir şeyi ele geçirmek, yakalamak ve kuşatmak anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ehazethum' ifadesi, ilahi azabın kavmi tamamen kuşatıp onları pençesine almasını, kaçış imkanı bırakmamasını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ahz' kelimesinin mecazi olarak bir musibetin veya azabın bir topluluğu helak etmesi anlamında kullanıldığını belirtir. Burada sarsıntının onları 'alması', helak edici bir gücün onları tamamen etkisi altına alması demektir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'recfe' kelimesini 'şiddetli sarsıntı' olarak açıklar ve genellikle ilahi azabın bir tezahürü olarak geldiğini belirtir. Ayetteki 'recfe', helak olan kavmi vuran yıkıcı deprem veya benzeri bir doğal afeti ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'recf' kökünün 'hareket etmek, sallanmak' anlamına geldiğini ve 'recfe'nin ise 'bir defalık şiddetli sarsıntı' olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, kavmin helakine yol açan ani ve yıkıcı bir sarsıntıyı vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'recfe' gibi kelimelerin genellikle kıyamet alametleri veya ilahi azapla ilişkilendirildiğini belirtir. Bu bağlamda 'recfe', sadece fiziksel bir sarsıntı değil, aynı zamanda ilahi gazabın ve uyarının bir sembolüdür.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'cüsûm' kelimesinin 'yere yapışmak, diz üstü çökmek' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'casimîn', sarsıntı sonrası kavmin cansız bir şekilde, dizleri üzerine çökmüş veya yüzüstü yere serilmiş halde kalışını tasvir eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'cesm' kökünün 'bir şeyin yere yapışması, sabitlenmesi' anlamını taşıdığını belirtir. 'Casimîn' ifadesi, helak olanların bulundukları yerde cansız bir şekilde, hareket edemez halde kalmalarını, adeta yere mıhlanmış gibi olmalarını anlatır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'casimîn' kelimesinin, özellikle kuşların yere konup hareketsiz kalması gibi, bir şeyin yere çöküp hareketsizleşmesi durumunu ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, azapla helak olan kavmin cansız bedenlerinin yere yığılışını ve hareketsiz kalışını vurgular.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(91) Fe ehazethumur recfetu fe asbehû fî dârihim câsimîn.)
“Derken o (müthiş) sarsıntı onları yakalayıverdi,
yurtlarında diz üstü çökekaldılar.”