Velâ yes-elu hamîmun hamîmâ(n)
(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.
Meâric Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
"Dost" (Hamîm) Samimi arkadaş, yakın akraba veya sıcak dost.
Buradaki dost nefsani sıfâtlar ile kurulan dostluklardır. Bunlar dünya menfaatleri için olan dostluklardır. Ahiretin hükümleri farklı olduğu için herkez kendi halinin ne olduğu düşüncesinde olduğu için kimse kimsenin halini sormaz.
Bir bayram sohbetinde “İz Efendi Babam” bizlerin (irfan ehlinin) dostu, arkadaşı olmaz diye ifade etmiştir. Çünkü irfan ehlinin dostu, velisi Hakk’tır. (M.D.)
Hakikî dost ("el-Velî") ancak Hakk'tır. Nefsin başka şeylerle kurduğu dostluk, "vehmî" (hayalî) bir bağdır. Kıyamet günü bu vehmî
bağlar kopar.[36]
"Hamîmun hamîmâ: Nefsin 'ene'si (birinci hamîm), 'mâsivâsı' (ikinci hamîm) ile ilgilenmez. Çünkü fenâda 'ene' kalkar, geriye sadece 'Hû' kalır."[37]
"Nefis, 'halîm' (yumuşak huylu) olmayıp 'hamîm' (dünyevî dost) ile meşgul oldukça, Hakk'ı bulamaz. 'Lâ yes’elu' hali ise, onun 'halîm'lik (Hakk'ın 'Halîm' ismiyle ahlaklanma) mertebesine yükseldiğinin alametidir. O mertebede, 'hamîm' yoktur, 'Halîm' vardır."[38]
"Hakikat ehli, 'hamîm'i Hakk bilir. O, 'lâ yes’elu' haline dünyada erer; yani nefsinin 'mâsivâ' ile olan ilgisini kesip, tüm sorularını 'Hû'ya yöneltir."[39]