Ve tekûnu-lcibâlu kel'ihn(i)
(8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.
Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.
Bu ayet, kıyamet günündeki dehşet verici manzarayı tasvir etmektedir. Sağlamlığı ve heybetiyle bilinen dağların, o gün pamuk gibi hafif ve dağılabilir bir hale geleceğini ifade ederek, dünyanın düzeninin tamamen bozulacağını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'k-v-n' kökünü 'var olmak, meydana gelmek, bir halden başka bir hale geçmek' olarak açıklar. Ayetteki 'tekûnu' fiili, dağların mevcut halinden, yani katı ve sabit olmaktan, 'atılmış pamuk' gibi dağılabilir bir hale dönüşmesini ifade eder. Bu, kıyametin evrensel dönüşümünü vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kevn' kavramını 'bir şeyin yokluktan varlığa çıkması veya bir halden başka bir hale intikal etmesi' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, dağların o günkü dehşet verici değişimini, yani varlıklarının mahiyetinin tamamen farklı bir duruma evrilmesini anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'cibâl' kelimesini 'yeryüzünde yükselen, sabit ve büyük kütleler' olarak açıklar. Ayette, bu sağlam ve heybetli varlıkların bile kıyamet gününde nasıl bir değişime uğrayacağını vurgulamak için kullanılmıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'cebel' kelimesinin 'yeryüzünün kazıkları' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-cibâl' ifadesi, normalde yeryüzünü sabitleyen bu unsurların, kıyamet anında bu işlevini yitirerek dağılacağını ve dünyanın düzeninin bozulacağını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'dağlar'ın genellikle Allah'ın kudretinin ve yaratılışının büyüklüğünün bir sembolü olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise, bu kudretin bir tecellisi olan dağların bile kıyamet anında ne kadar aciz kalacağını ve dağılacağını göstererek, Allah'ın mutlak gücünü vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ıhn' kelimesini 'yün veya pamuk' olarak açıklar. Ayetteki 'ke'l-ıhni' ifadesi, dağların katı ve sert yapısının tamamen bozulup, rüzgarda savrulabilecek kadar hafif ve dağılmış bir hale geleceğini mecazi bir dille anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ıhn' kelimesinin 'çeşitli renklerde boyanmış yün' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ke'l-ıhni' benzetmesi, dağların sadece dağılmakla kalmayıp, aynı zamanda renklerinin de karışarak veya soluklaşarak bir nevi 'atılmış, işe yaramaz' bir pamuk yığınına dönüşeceğini ima eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ıhn' kelimesini 'boyanmış yün' olarak tanımlar ve bu kelimenin genellikle 'işlenmiş, taranmış yün' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki benzetme, dağların o günkü halinin, sanki bir el tarafından işlenip dağıtılmış, lif lif ayrılmış bir yün yığını gibi olacağını anlatır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.