İçeriğe atla
Meâric 42Cüz 29 · Sayfa 570

Meâric Sûresi 42. Âyet

المعارج

Sohbete sor

Feżerhum yeḣûdû ve yel'abû hattâ yulâkû yevmehumu-lleżî yû'adûn(e)

Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

Meâric Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(Ankebût, 29/64) âyet-i kerîmesinde beyan buyrulduğu üzere âhiret, hayat yurdudur. Fakat sen zannetme ki dünyâ hayat yurdu değil­dir. Dünyâ da böyledir. Şu kadar var ki, âlemein hakikatlerine vakıf oldukları kadar, Allah’ın kulları arasında husûsiyyet ve efdaliyyet zahir olmuştur, her şeyin hayâtı bulunduğu ba'zı kullardan gizli kalmıştır.

Onun için bu hakikati Allah’ın kullarından ba'zıları bilir, ba'zıları bilmez, inkâr eder. Binâ­enaleyh idrak anlayışı daha çok olan kimsede Hak Teâlâ hükümde, id­râkinde bu umûmiyyet hâsıl olmayan kimseden daha ziyâde zahir olur. Nitekim Ali (kerremallâhü vecheh) efendimiz buyururlar ki: "Biz Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz ile seferde idik.

Teveccüh ettiğimiz hiç bir taş ve ağaç yok idi ki, Resûlullah (s.a.v) Efendimiz'e selâm vermesin." Şimdi, bunu işiten felâsife, böyle şey olmaz, diye inkâr ederler. Zîrâ onlar eşyanın hakikatlerinden gafildir. يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِنَ الْحَيَوةِ الدُّنْيَا (Rûm, 30/7) ya'nî "Onlar hayât-ı dünyâdan zahir olanı bilirler"; zahir ve mah­sûs olmayanı bilmezler. Yani hem zahir ve hem tahsis edilmiş hususi olanları bilmezler. Sadece zahiri bilirler şartlanmışlıkları ile zahir kafasıyla bilirler, zahir ama tahsis edilmiş olanı bilmezler.

Cenâb-ı Şeyh (r.a.) buyururlar ki: İşte ben sana üstünlüğü îzâh ettim; ve bu îzâhât üzerine esmâ-i ilâhiyenin Hak olduğuna ve esmâ-i ilâhiyye ile isimlenmiş olan zuhur yerlerinin Allah'ın gayrisi olmadığına artık senin şübhen kalmadı. Binâenaleyh ' 'Halk Hakk'ın hüviyyetidir, diyen kim­se doğru söylemez" diyerek Zeyd ile Amr arasındaki tefâzulu görüp hicaba düşme; yani neden birisi üstün de diğeri daha yan tarafta diye sakın Allah’ın hüviyeti halktır, diyen kimse doğru söylemiyor deme. Yani halk Hakkın hüviyetidir de diyor. ve bu görülen yüksekliğe, fazilete göre onların hüviyyetlerini başka başka zannetme!

Zîrâ onların bâtınları ve Rabb-i hâssları esmâ-i ilâhiyyedir. Esmâ-i ilâhiyye ise Hak'tır; ve bu isimlerin zuhur mahali olan müsemmâ, isimlenme Allah'ın gayri değildir. Ve onların cümlesinin medlulü yani duhul yerleri vücûd-i vâhid olan Allah'dır.[91] “ İz- -T-B- ”