Feżerhum yeḣûdû ve yel'abû hattâ yulâkû yevmehumu-lleżî yû'adûn(e)
Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.
O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.
Meâric Suresi 42. ayet, inkarcıların dünya hayatındaki tutumlarını ve ahirette karşılaşacakları akıbeti tasvir eder. Ayet, 'terk etme', 'batıla dalma', 'oyun ve eğlence' ve 'karşılaşma' gibi kavramlar üzerinden, onların gafletini ve vaat edilen kıyamet gününe kadar süren boş uğraşlarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): ذَرْ kelimesi, 'terk etmek, bırakmak' manasına gelir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın inkarcılara yönelik bir müsamahası değil, aksine onların akıbetine dair bir tehdit ve uyarıdır; sanki 'bırakın da sonlarını görsünler' der gibidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): ذَرْ fiili, 'bırakmak, terk etmek' anlamında olup, genellikle bir şeyin kendi seyrine bırakılması durumunda kullanılır. Ayetteki bağlamda, inkarcıların batıl uğraşlarına devam etmelerine izin verilmesi, onların bu durumdan vazgeçmeyecekleri ve sonlarının kötü olacağı imasına işaret eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): خوض kelimesi, 'suya dalmak' anlamından türeyerek, mecazi olarak 'batıla dalmak, boş ve faydasız sözlere girişmek' manasına gelir. Ayetteki 'يَخُوضُوا۟' ifadesi, inkarcıların hakikatten uzak, batıl ve anlamsız tartışmalara, dünya işlerine kendilerini kaptırmalarını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): خوض, 'bir şeye dalmak' demektir. Kur'an'da genellikle 'batıl sözlere dalmak, hakikatten sapmak' anlamında kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, inkarcıların ahiret gerçeğini umursamadan, dünya hayatının geçici zevklerine ve boş uğraşlarına gömülmelerini mecazi olarak anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'havd' (خوض) kavramının Kur'an'da genellikle 'boş ve anlamsız konuşmalara, tartışmalara dalmak' veya 'hakikatten saptıran işlere girişmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'يَخُوضُوا۟' ifadesi, inkarcıların ahiret gerçeğini göz ardı ederek, dünya hayatının geçici ve aldatıcı meşguliyetlerine kendilerini kaptırmalarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): لعب, 'oyun, eğlence' demektir. Kur'an'da genellikle dünya hayatının geçiciliğini ve aldatıcılığını vurgulamak için kullanılır. Ayetteki 'وَيَلْعَبُوا۟' ifadesi, inkarcıların dünya hayatını bir oyun ve eğlence gibi görüp, ahiret için hazırlık yapmamalarını, ciddiyetsiz tutumlarını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): لعب, 'oyun' anlamına gelir ve genellikle faydasız, boş ve geçici işler için kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, inkarcıların dünya hayatını bir oyun gibi görüp, ahiret gerçeğini ve sorumluluklarını hafife almalarını, boş uğraşlarla vakit geçirmelerini anlatır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): لقي fiili, 'bir şeyle karşılaşmak, ona ulaşmak' demektir. Ayetteki 'يُلاَقُوا۟' ifadesi, inkarcıların kaçınılmaz olarak kendilerine vaat edilen kıyamet gününe, yani hesap gününe ulaşacaklarını, onunla yüzleşeceklerini belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): لقي, 'bir şeyle karşılaşmak, ona varmak' manasına gelir. Bu ayetteki kullanımı, inkarcıların dünya hayatındaki gafletlerine rağmen, kendilerine vaat edilen ve kaçınılmaz olan kıyamet gününe ulaşacaklarını, o günün gerçekleriyle yüzleşeceklerini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'lika' (لقاء) kavramının Kur'an'da genellikle 'Allah ile karşılaşma', 'kıyamet günüyle karşılaşma' gibi ahiret boyutlu karşılaşmaları ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'يُلاَقُوا۟ يَوْمَهُمُ' ifadesi, inkarcıların dünya hayatındaki boş uğraşlarının bir sonu olduğunu ve nihayetinde vaat edilen hesap günüyle karşılaşacaklarını kesin bir dille ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): وعد, 'söz vermek, vaat etmek' demektir. Kur'an'da hem hayır hem de şer için kullanılır. Ayetteki 'يُوعَدُونَ' ifadesi, inkarcılara kıyamet gününün ve o günün azabının kesinlikle gerçekleşeceği yönündeki ilahi vaadi belirtir; bu bir tehdit vaadidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'va'd' (وعد) kavramının Kur'an'da hem olumlu (cennet) hem de olumsuz (cehennem) anlamda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'يُوعَدُونَ' ifadesi, inkarcıların karşılaşacakları kıyamet gününün ve o günün azabının, Allah tarafından kesin olarak vaat edildiğini ve gerçekleşeceğini vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.