‘Alâ en nubeddile ḣayran minhum vemâ nahnu bimesbûkîn(e)
(40-41) Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.
Onları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez.
Bu ayet, Allah'ın kudretini ve iradesini vurgulayarak, inkarcıların yerine daha hayırlı varlıklar getirebileceğini ve hiçbir gücün O'nu aciz bırakamayacağını ifade etmektedir. Anahtar kavramlar, 'değiştirme', 'daha hayırlı olma' ve 'aciz bırakılamama' üzerine odaklanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Bedel kelimesi, bir şeyin yerine geçen ve onun yerini tutan şeydir. Ayetteki 'nübbeddile' fiili, Allah'ın inkarcıların yerine daha hayırlı ve itaatkar kullar getirme kudretini ifade eder. Bu, sadece bir değiş tokuş değil, aynı zamanda niteliksel bir iyileştirmeyi de içerir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Beddele fiili, bir şeyi başka bir şeyle değiştirmek anlamına gelir. Burada, Allah'ın inkarcı kavmi helak edip yerlerine daha iyi bir kavim getirme gücünü mecazi olarak anlatır. Bu, Allah'ın kudretinin ve iradesinin bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'bedel' kavramının Kur'an'da genellikle bir şeyin yerine başka bir şeyin konulması anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın, mevcut kötü durumdaki insanları daha iyi ve itaatkar olanlarla değiştirme potansiyelini vurgular, bu da ilahi adalet ve kudretin bir yansımasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hayr, hem maddi hem de manevi açıdan faydalı ve güzel olan her şeyi ifade eder. Ayetteki 'hayran' kelimesi, Allah'ın inkarcıların yerine getireceği varlıkların, hem iman hem de amel açısından onlardan daha üstün ve faziletli olacağını belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hayr, bir şeyin diğerine göre daha üstün ve tercih edilebilir olmasıdır. Bu ayette, Allah'ın değiştireceği topluluğun, mevcut inkarcı topluluktan iman, itaat ve ahlak bakımından daha iyi olacağını ifade eder, bu da ilahi seçimin ve takdirin bir sonucudur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hayr' kelimesinin Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve genellikle 'iyi, güzel, faydalı, üstün' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Bu ayette, Allah'ın kudretiyle getirilecek olanların, önceki topluluktan niteliksel olarak daha iyi olacağını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sebeka fiili, birinin önüne geçmek, onu geride bırakmak anlamına gelir. 'Mesbuk' ise önüne geçilen, aciz bırakılan demektir. Ayetteki 'bimestbûkîn' ifadesi, Allah'ın hiçbir güç tarafından aciz bırakılamayacağını, O'nun iradesinin ve kudretinin önüne geçilemeyeceğini kesin bir dille ifade eder.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Sebk, bir şeyin diğerinden önce gelmesidir. 'Mesbuk' ise, kendisinden önce geçilen, dolayısıyla yetişilemeyen veya aciz bırakılan demektir. Bu ayette, Allah'ın kudretinin sınırsızlığını ve hiçbir varlığın O'nun iradesini engelleyemeyeceğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Mesbuk kelimesi, 'sebaka' fiilinin ism-i mef'ulüdür ve 'geçilmiş, geride bırakılmış' anlamına gelir. Ayetteki olumsuzluk edatıyla birlikte kullanıldığında, Allah'ın hiçbir şekilde aciz bırakılamayacağını, O'nun iradesinin her şeyin üstünde olduğunu ve kimsenin O'nu engelleyemeyeceğini ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.