Yursili-ssemâe ‘aleykum midrârâ(n)
'(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'
"Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın."
Nûh Suresi'nin 11. ayeti, istiğfarın bereket getireceğini vurgulamaktadır. Ayet, 'gök'ten 'bol bol yağmur' indirilmesi vaadiyle, Allah'ın rahmet ve rızık vericiliğini dilbilimsel olarak ifade eder. Özellikle 'semâ' ve 'midrârâ' kelimeleri, bu ilahi lütfun mahiyetini ve bolluğunu semantik derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'irsâl' kelimesinin bir şeyi serbest bırakmak, salıvermek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yursili' fiili, Allah'ın gökten yağmuru serbest bırakması, yani bolca indirmesi anlamında kullanılmıştır. Bu, ilahi bir eylemin, bir lütfun ifadesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'irsâl' fiilinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, burada ise 'göndermek' veya 'indirmek' anlamında olduğunu ifade eder. Ayetteki 'yursili' fiili, Allah'ın yağmuru bir elçi gibi göndermesi mecazını taşır, bu da onun bir rahmet ve bereket kaynağı olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'semâ' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını, bazen 'gök' bazen de 'yağmur' anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette 'yursili' fiiliyle birlikte kullanıldığında, 'semâ' kelimesi doğrudan 'yağmur' anlamında değil, yağmurun geldiği yer olan 'gök'ten kasıtla 'yağmur'un kendisi olarak anlaşılır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'semâ' kelimesinin 'yüksek olmak' kökünden geldiğini ve her yüksek şey için kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki 'semâ' kelimesi, yağmurun geldiği üst katmanları ifade etmekle birlikte, mecazen 'yağmur'un kendisi olarak da yorumlanabilir. Bu, Allah'ın lütfunun yukarıdan geldiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'semâ' kavramının sadece fiziksel gökyüzünü değil, aynı zamanda ilahi kudretin ve bereketin kaynağını da temsil ettiğini belirtir. Bu ayette 'semâ', Allah'ın rızık ve rahmetini gönderdiği yüce bir mekan olarak, istiğfarın karşılığı olan ilahi lütfu sembolize eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'midrâr' kelimesinin 'çokça akan, bolca yağan' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'midrârâ' kelimesi, istiğfarın bir sonucu olarak gelecek olan yağmurun miktarının ve sürekliliğinin bolluğunu vurgular, bu da ilahi lütfun kesintisiz olacağını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'midrâr' kelimesinin 'çokça ve sürekli akan şey' için kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, yağmurun sadece miktarca fazla değil, aynı zamanda düzenli ve bereketli bir şekilde geleceğini, böylece kuraklığın sona ereceğini ve toprağın canlanacağını ima eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'midrâr' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'bolluk' ve 'bereket' anlamlarını pekiştiren bir sıfat olarak kullanıldığını belirtir. Nûh Suresi'ndeki bu kullanım, istiğfarın sadece manevi değil, aynı zamanda maddi refah ve doğal kaynakların bolluğu gibi somut faydalar getireceğini vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.