İçeriğe atla
Nûh 25Cüz 29 · Sayfa 571

Nûh Sûresi 25. Âyet

نوح

Sohbete sor

Mimmâ ḣatî-âtihim uġrikû feudḣilû nâran felem yecidû lehum min dûni(A)llâhi ensârâ(n)

Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah'tan başka yardımcılar bulamadılar.

Nûh Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Mudil” isminin mazharı olduklarından ki; cehildir bunun hali ise mânen ölümdür. Su ise hayattır, bu hayatın kıymetini anlayamadıkları için, onlar anlayamadıkları şeyde gark olmuşlardır. Yâni hayatın içinde gark olmuşlardır, ancak bu gark oluşun kıymetini bilemedikleri için onlar hakkında gerçekten bir ölüm olmuştur.

Gerçek Hakk yolcusu ise, bu su, ilim-hayat deryasında ilmen gark olduğunda ebedî hayatını kazanmış olur.

Nûh kavmi ise dünya da iken su-ilim deryasında boğuldular, ancak bu deryaya inanmadıkları için bu derya onları nefisleri yönünden boğdu. Bunun neticesinde de, gelecekte ateşe atılacaklardır. Aslında ateş mâsiva denen Hakk’ın gayrı ne varsa hepsini yakar ve kişiyi tertemiz bırakır. Ancak bunlar nefisleriyle hareket ettiklerinden orada ateş onların nefislerini yakarak bu hâli “azb” edecekler, Yâni tadacaklardır.

Bunlara Allah’tan başka “ensâr” yardımcılar yoktur. Yâni “mudil” isminin mutlak taşıyıcıları olan bu kimselere başka bir isim ve onun taşıyıcıları yardımcı olamaz. Sadece “Allah” ve bu ismin taşıyıcısı olan (Kâmil İnsân) yardımcı olabilir denmektedir.[45]








(29/14) (Velekad erselnâ Nûhan ilâ kavmihi fe lebise fîhim elfe senetin illâ hamsîne âmmen feehazehmüttûfânü vehüm zâlimûne)

(29/14) “Andolsun ki, biz Nûh'u kavmine gönderdik, artık aralarında elli yılı hariç, bin sene durdu. Nihayet onlar, zulümlerini sürdürürken kendilerini tufan yakaladı.”


Âyet-i Kerîme’den anlaşılan Nûh (a.s.) a “elli” yaşında Peygamberlik gelmiş ve “dokuz yüz elli” sene tebliğ de bulunmuş, oldukça uzun ve yorucu bir süre imiş. Bu kadar uğraşması neticesinde bir ilerleme olmayınca onları tûfan yakalayıverdi.

Hâl böyle olunca, bir sâlik’in seyr-i sülûkunda bu devre de biraz uzun sürmekte, bundan kurtulması için, Nûh’un, yâni İnsân-ı Kâmil’in o mertebe de kendine hazırladığı gemiye, lüksüne bakmadan binmesi gerekecektir. İşte o gemi onu İlâhi ilim deryasında yüzdürecek beşeri ölümden koruyacaktır.

Daha evvelce girdiği Yunus gemisinin karnından suyun dibinden, kurtulmuş, bu sefer de Nûh’un gemisine binerek sudan necat bulmuştur. O gemiyi ancak İnsân-ı Kâmil inşa edebilmektedir.






(29/15) (Fe enceynâhu ve eshabessefîneti ve cealnâhe Âyeten lil âlemîn.)

(29/15) “Fakat biz onu ve gemi arkadaşlarını kurtuluşa erdirdik ve onu -o hadiseyi- âlemler için bir ibret kıldık.”


İşte bu İnsân-ı Kâmil gemisine binenlerin gerçekten kurtarılacağı zât-î bir Âyet ile açık olarak belirtilmektedir. (Fe enceynâhu) “biz onu kurtardık”

İfadesinin içinde her ne kadar “mazi-geçmiş” fiili varsa da aynı zamanda “yaşanan-hal” fiilide vardır. Bu günde kurtardık hükmü her yaşanan gün için de geçerlidir. Yâni kurtarış fiili Hakk’a aittir ve O, her an dilediği gibi hareket eder. Bu ve benzeri hadiseler sadece yaşandıkları günlerle sınırlı değildirler. Kûr’ân-ı Kerîm de yazılı ne varsa, tafsilî ve fiilî Kûr’ân olan bu âlemde herşey taptaze devam etmektedir. İşte gerçek seyr’u sülûk bu Peygamberler seyrini “hâl” de, yaşamak ve yaşatmaktır.

Âlemlere ibret olması ise mühim bir hadisedir. Demek ki; bizim dışımızda ki, âlemlerde de böyle yaşamlar var ki, onlara dahi bu hadise bir ibret olmaktadır.

(24/03/2009) Sabah namazı için otelden çıkıp saat (4,30) servisle Mescid’el Harâm’a giderken cep telefonuna bir mesaj geldi, merak edip açıp okuyayım dedim, mesaj “Türkcel”den idi, yurt dışı kullanma şeklini ve ücret tarifelerini bildiriyor idi ve örnek olarak ta şu sayıları veriyor idi. (00,90,53*****) evvelâ pek farketmedim, telefonu kapattım, fakat aklıma son sayı takılmıştı. Tekrar telefonu açıp baktım gerçekten verilen numara (53) idi. Bunca sayılar içinden bunun bir tesadüf olması mümkün değil idi. Türkcel vasıtası (cibril) ile gökten tasdik gelmiş idi. Bilindiği gibi bu sayı (53) bizim şifre değer sayımızdır. (Bu hususta daha çok bilgi Terzi Baba (1) kitabımızda mevcuttur.) elinde olan oraya bakabilir.

Not= Daha sonra tekrar düşündüğümde bu sayıların genelde kullanıldığını sadece benimle ilgili olmadığını düşündüm ancak o geceki müşahedem o idi. Bu sayı değerleri hakkında daha bir çok izahlar yapılabilir ancak bu kadar bir hatırlatma ile yetinip yolumuza devam edelim İnşleallah.[46]




Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)