Ve kâle nûhun rabbi lâ teżer ‘alâ-l-ardi mine-lkâfirîne deyyârâ(n)
Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kafirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!"
Nûh dedi ki: "Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma."
Nuh Suresi 26. ayet, Nuh peygamberin kavminin inkarcılığına karşı Allah'a yakarışını ve yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakmamasını talep etmesini ifade eder. Ayet, 'terk etmek/bırakmak' ve 'inkarcı' kavramları üzerinden ilahi adalet ve helak talebinin dilbilimsel derinliğini sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nuh (عليه السلام) ismi, Kur'an'da sıkça geçen peygamber isimlerinden biridir. İsmin kökeni hakkında farklı görüşler olsa da, 'ağlamak, inlemek' anlamındaki 'nevha' kökünden geldiği ve kavminin isyanına karşı çok ağladığı için bu ismi aldığı rivayet edilir. Ayette, bu peygamberin Allah'a yakarışını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da peygamber isimleri, genellikle o peygamberin misyonu veya yaşadığı olaylarla ilişkilendirilir. Nuh, 'tufan' ve 'kavminin inkarcılığına karşı sabır' kavramlarıyla özdeşleşmiş bir figürdür. Ayetteki duası, onun kavmine karşı duyduğu ümitsizliği ve ilahi müdahale talebini yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): تَذَرْ fiili, 'terk etmek, bırakmak' anlamına gelir. Nuh'un bu duası, Allah'tan yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi sağ bırakmamasını, yani onları tamamen helak etmesini istemesidir. Bu, kavminin isyanının ulaştığı son noktayı ve Nuh'un onlardan tamamen ümidini kestiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Buradaki 'lâ tezer' ifadesi, mecazi olarak 'helak et, yok et' anlamındadır. Nuh, Allah'tan yeryüzünde kafirlerden tek bir kişinin bile kalmamasını talep etmektedir. Bu, bir şeyi tamamen ortadan kaldırma isteğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): الذَّرْو (ez-zerv) kökünden türeyen 'tezer', bir şeyi olduğu gibi bırakmak, terk etmek demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın inkarcıları yeryüzünde varlıklarını sürdürmelerine izin vermemesi, yani onları yok etmesi anlamındadır. Bu, Nuh'un kavmine karşı duyduğu derin hayal kırıklığını ve ilahi cezalandırma talebini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): الكفر (el-küfr), bir şeyi örtmek, gizlemek demektir. Dini bağlamda ise, Allah'ın nimetlerini örtmek, yani nankörlük etmek veya Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberlerini ve getirdiği hakikatleri inkar etmek anlamına gelir. Ayetteki 'el-kâfirîn', Nuh'un tebliğini reddeden ve Allah'a isyan eden kavmini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Küfr kavramı, Kur'an'da sadece inançsızlığı değil, aynı zamanda ahlaki bir nankörlüğü ve gerçeğe karşı körlüğü de ifade eder. Nuh'un kavmi, Allah'ın ayetlerini ve Nuh'un uyarılarını ısrarla reddederek bu 'küfr' halini derinleştirmişlerdir. Ayetteki 'kâfirîn', bu inançsız ve nankör topluluğu işaret eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kâfir kelimesi, 'k-f-r' kökünden türeyen bir ism-i faildir ve 'örten, gizleyen, inkar eden' anlamlarına gelir. Kur'an'da genellikle Allah'ın varlığını, birliğini, peygamberlerini veya ahiret gününü reddedenler için kullanılır. Nuh Suresi 26. ayette, Nuh'un tebliğine karşı çıkan ve imana gelmeyen kavmini tanımlar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): دَيَّار (deyyâr), 'dâr' (ev, yurt) kelimesinden türemiş olup, 'evinde oturan, mesken tutan kimse' anlamına gelir. Arapçada 'lâ deyyâra fîhâ' denildiğinde 'içinde kimse yok' manasına gelir. Nuh'un duası, yeryüzünde kafirlerden tek bir kişinin bile kalmamasını, yani hiçbir mesken tutanın, hiçbir canlının bırakılmamasını talep eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): دَيَّار kelimesi, 'dâr' (ev) ile ilişkili olarak 'ev sahibi, evinde oturan kişi' anlamındadır. Ancak burada nefy (olumsuzluk) bağlamında kullanıldığında, 'hiç kimse' anlamını pekiştirir. Nuh, Allah'tan yeryüzünde kafirlerden tek bir 'deyyâr'ın, yani hiçbir canlının kalmamasını istemektedir, bu da helak talebinin kapsamını genişletir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): دَيَّار, 'dâr' kökünden türemiş mübalağalı bir isim olup, 'evinde sürekli oturan, ikamet eden' anlamındadır. Olumsuzluk edatıyla birlikte kullanıldığında, 'hiç kimse, hiçbir canlı' manasına gelir. Nuh'un bu ifadesi, kafirlerden yeryüzünde hiçbir iz, hiçbir varlık kalmamasını dile getiren kesin ve kapsamlı bir helak talebidir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.