Felem yezidhum du'â-î illâ firârâ(n)
Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı."
"Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı."
Nûh Suresi 6. ayet, Nûh peygamberin kavmini Allah'a davet etmesine rağmen, onların bu davete karşı gösterdikleri olumsuz tepkiyi, yani kaçışlarını ve uzaklaşmalarını dilbilimsel bir derinlikle ifade etmektedir. Ayet, 'dua' (çağrı) ve 'firar' (kaçış) kavramları üzerinden, tebliğin etkisizliğini ve muhatapların direnişini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'زيادة' (ziyade) kelimesinin bir şeyin aslına eklenerek çoğalması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يزدهم' ifadesi, Nûh'un davetinin, kavminin zaten var olan uzaklaşma eğilimini daha da şiddetlendirdiğini, yani kaçışlarını artırdığını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'يزدهم' fiilini 'çoğalttı, artırdı' şeklinde açıklar. Bu bağlamda, Nûh'un davetinin, kavminin ondan kaçışını ve uzaklaşmasını niceliksel olarak artırdığını, yani her davetle birlikte daha da uzaklaştıklarını mecazi bir anlatımla ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'دعاء' kelimesinin 'çağırmak, davet etmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Nûh Suresi'ndeki bu kullanım, Nûh'un kavmini hakka davet etme, onları Allah'a çağırma eylemini ifade eder. Bu, bir peygamberin tebliğ görevini yerine getirme çabasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'دعاء' kelimesini 'bir şeyi kendine doğru çekmek, yöneltmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'دعائي' ifadesi, Nûh'un kavmini Allah'ın yoluna, tevhide doğru çekme, onları bu yöne davet etme çabasını, yani tebliğ faaliyetini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dua' kavramının Kur'an'da hem 'Allah'a yöneliş, yakarış' hem de 'insanları bir şeye çağırma, davet etme' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Nûh Suresi'ndeki bu kullanım, ikinci anlama, yani Nûh'un kavmini hakka davet etme eylemine işaret eder ve bu davetin sonuçsuz kalışını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'فرار' kelimesini 'bir şeyden uzaklaşmak, kaçmak' olarak açıklar. Ayetteki 'firâran' ifadesi, Nûh'un kavminin onun davetinden, hakikatten ve Allah'ın yolundan yüz çevirerek uzaklaşmasını, adeta ondan kaçmasını mecazi bir dille anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'فرار' kelimesinin 'bir şeyden korkarak veya hoşlanmayarak uzaklaşmak' anlamına geldiğini belirtir. Nûh Suresi'ndeki bu kullanım, kavmin Nûh'un davetinden duyduğu rahatsızlık veya korku nedeniyle ondan ve mesajından kaçışını, uzaklaşmasını ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'firar' kelimesinin Kur'an'da genellikle olumsuz bir bağlamda, hakikatten, sorumluluktan veya Allah'ın azabından kaçışı ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette de Nûh'un kavminin, peygamberlerinin davetinden ve dolayısıyla Allah'ın hidayetinden yüz çevirerek kaçışını semantik olarak vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.