İçeriğe atla
Cin 10Cüz 29 · Sayfa 572

Cin Sûresi 10. Âyet

الجن

Sohbete sor

Ve ennâ lâ nedrî eşerrun urîde bimen fî-l-ardi em erâde bihim rabbuhum raşedâ(n)

"Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"

Cin Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Âyet-i kerime Rububiyet mertebesi âyetlerindendir.


Yeryüzü beden arzıdır. Kişinin varlığında bulunan “cinni” vehim kaynaklı oluşumlar Hakikat-i Muhammedi idrakinin, narı-ateşin, nûra dönüştürmeye başlaması karşında yine vehimi ortaya koyarak bu dönüşüm bir kötülük mü? Getirecek yoksa rabbleri onları rüşde mi? Erdicek diye soruyorlar. Daha önce Mudill kaynaklı Aziz, Cabbar, Mütekebbir esmâlarının nefsi emmare istikametinde kaynaklanan vehim ve kötü yönlerini biliyorlardı. Hadi kaynaklı esmâlara ise ihtiyat ile yaklaşmaktadırlar. (M.D.)

"lâ nedrî" (bilmiyoruz) ifadesi, cinlerin (ve insanların) ilâhî takdir (kader) karşısındaki acziyetini ve bilgi sınırlılığını ifade eder.

a) Gayb hakkındaki bilgileri:  Cinler, meleklerin gökyüzünü korumaya almasından önemli bir olayın gerçekleşeceğini anlamışlar, ama bu olayın mahiyetini (hayır mı şer mi) bilememişlerdir. Bu, onların da ilâhî ilim karşısındaki acziyetlerini gösterir.

b) Tevekkül ve Teslimiyet: "Bilmiyoruz" demek, aynı zamanda bir teslimiyet ifadesidir. Onlar, sonucu Allah'a havale ederler. "O ne dilerse odur" derler. Bu, kulun (ve cinin) sahip olması gereken en önemli hasletlerden biridir: Allah'ın takdirine rıza göstermek (rızâ).

c) İlâhî Hikmetin Kuşatılamazlığı: İnsan aklı, ilâhî hikmeti tam olarak kuşatamaz. Bir olayın zâhirinde kötülük (şerr) görülebilir, ama bâtınında nice hayırlar olabilir. Cinler, bu hakikati idrak ederek, olayın zâhirine bakıp hüküm vermek yerine, ilâhî hikmete teslim olmayı tercih ederler.

Yeryüzündekilere" (Men Fi'l-Ard) İfadesi: "Acaba insanın iç âlemindeki bu güçlere (akıl, kalp, nefs) bir kötülük (şerr, günah, gaflet) mi isteniyor, yoksa Rableri onlara doğru yolu (rüşd) buldurmayı mı diledi?" Vahyin gelişi (Kûr’ân), insanın iç âlemi için en büyük reşed (olgunluk, hidâyet) kaynağıdır. Cinler, bu vahyin insanın iç dünyasında nasıl bir etki yapacağını (iyi veya kötü) merak etmektedirler.[25]