İçeriğe atla
Cin 9Cüz 29 · Sayfa 572

Cin Sûresi 9. Âyet

الجن

Sohbete sor

Ve ennâ kunnâ nak'udu minhâ mekâ'ide lissem'(i)(s) femen yestemi'i-l-âne yecid lehu şihâben rasadâ(n)

"Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."

Cin Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.”

Âyet-i kerîme ne kadar açık, yani gökyüzü insan nesli sülâlelerine gönderilen “vahy” tipi bilgileri almak ve o topluluklara daha evvelden haber vermek için haberin gelmesini oturup beklerdik ki bunları onların arasından işlerimizi gördüreceğimiz kimselere bildirelim, onların aralarında şöhretleri artsın diyedir.

Yani bazı olacak hadiseleri, meleklerin görev taksimleri sırasında, kulak hırsızlığı yapıp onların içindeki casuslarımıza haber verir, toplulkları içinde “gaybı biliyor” anlayışını oluşturur, onlara güveni sağlar, daha sonrada gene onların dilinden kendi oyunlarımızı onlara yuttururduk.

Demekki bu durum anlaşılmış olduğundan.

Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."

Bu sebepten bu kimseler gayb haberlerini dinleyemez oldular. “ İz- -T-B- ”


Not= Konu ile ilgisi bakımından, “06-Mübarek geceler” isimli kitabımızın, Mevlûd kandili bölümünden küçük bir aktarma yapalım. “ İz- -T-B- ”


Bilindiği gibi Peygamberimizin dünya ya gelmeleri yaklaştığı günlerde 8 büyük mucizevi hadiseler olmuştu onlardan bir tanesi de, “Cinlerin göğe çıkmasının yasaklanmasıydı.

Hazreti Rasulüllah’ın doğumundan sonra

(Hicr Suresi 15/16-17-18 âyetlerinde)

ve lekad ce’alna fiys sema’i burucen ve zeyyennaha linnazıriyne (16) ve hafıznaha min külli şeytanin raciymin (17) illa menisterekassem’a feetbe’ahü şihabün mübiynün (18)

“And olsun ki gökte Burçlar meydana getirdik onları bakanlar için donattık, kovulmuş her şeytandan koruduk, fakat kulak hırsızlığı yapan olursa parlak bir ateş ŞİHAP onu kovalar/yakar,”

Hükmüyle bu yol ebedi olarak kapatıldı. Burada burçların korunması oralarda da İnsan nesli-sülâlelerinin olduğunun açık ifadesidir ve onlarında bazı varlıklardan korunduğu açık olarak bildirilmektedir.

Ondan sonra eskisi gibi gökten yeni haberler kapmaya yeltenen cinleri şihap diye belirtilen parlak bir ateş yakıp kül ediyordu;

Böylece artık gökyüzünden haberler almaları mümkün olmadı: çünkü: Bundan böyle Rasulü Kibriya Hazretlerinden “Hakikat-i Muhammed-i” başka haberci olmayacaktı, tek ve emin olan Hazret’i Rasulüllah’a bu görev verilmişli.

Kûr’ânı Keriymde evvellerin ve ahirların ilmi bildirildi, daha henüz bilinmiyen nice ilimler onun içinde mevcuttur, bu yön tamamen başka bir mevzudur ancak: bu âyetin kısaca günümüzde zahiri olarak nasıl bir ilmi ortaya koyduğuna bakalım.

Amerikanın yıldız savaşları diye geliştirmeye çalıştığı daha gökte iken tesirsiz hale getirmeye uğraştğı füzelere yolladığı X lazer ışın’larının temelini anlatmaktadır, fakat ne yazıkki biz tutucu müslüman’lar elimizdeki o sonsuz hazineyi baş ucumuza asıp bazende ölülerimize okuyup bırakıyoruz.

Allah c.c bizleri ondan en geniş şekilde faydalandırsın. Müslümanlar olarak numune insan olup, dinimize en güzel şekilde hallerimizle yararlı olalım.

Şimdi gelelim kendimize:

Bir insanda “Hakikati Muhammedi” doğmadan evvel o insan, vehim ve hayal bilgileri ile doludur, gelen yeni bilgilerde aynı şekilde vehmi ve hayali olup, ne zaman ki o kimsede “Hakikati Muhammedi” zuhura geldi o andan itibaren artık hayal ve vehim yolu kapanır, yeni Muhammedi bilgilerle dolmaya başlar, artık o varlığa cinler ve şeytanlar ulaşamaz çünkü “Nur’u Muhammedi” onları yakar.

İşte ancak bu halden sonra doğru ilim kendinde çoğalmaya başlar, gayreti ve himmeti nispetinde yükselmesini sürdürür. [23] “ İz- -T-B- ”

Cinlerin göğe çıkmasının yasaklanması: Hz Rasulullah’ın doğumundan bir müddet evveline kadar cinler gök yüzüne çıkıp meleklerden görev taksimleri sırasında çalma çırpma haberler kapıp yeryüzüne inip bazı medyum denen ve kahinlere bunları bildirip onların bazı olacak hadiseleri vaktinden önce insanlara bildirmeleri ile cemaatleri arasında saygı değer olmalarını sağlıyorlardı. Böylece insanlar din adamlarından ziyade bunlara inanır hale gelmişlerdi. Hz Rasulullah’ın doğumundan önce Hicr Suresi 16, 17, 18. Âyetler.


﴿١٦﴾ وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى السَّمَاۤءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرِينَ

﴿١٧﴾ وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَجِيمٍ ﴿١٨﴾ اِلا مَنِ

اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُبِينٌ

“And olsun ki gökte burçlar meydana getirdik onları bakanlar için donattık kovulmuş her şeytandan koruduk. Fakat kulak hırsızlığı yapan olursa parlak bir ateş şihap onu kovalar yakar” hükmüyle bu yol ebedi olarak kapatıldı.


Şimdi Peygamber efendimizden evvel bazı cinler göğe çıkıyorlardı, melaike-i kiram birbirleri ile görev taksimi yaptıkları zaman iletişimde nasıl telsiz ile iletişim yapıyorlar ama bu telsiz frakansına girerek dinleme yapabiliyorlar, işte bu varlıklar latif âlemde madde âleminin ötesinde süratle hareket edebildikleri için bu kabiliyetleri de olduğu için göğe doğru yükseldiklerinde melaike-i kiram ın fısıldaştıklarını yahut görev taksimatı yaptıklarını duyuyorlar yeryüzüne geliyorlar kendileri açık olarak demiyorlar kahinler ve islamın dışındaki kendi adamlarına bu bilgileri zerk ediyorlar. Onlar da farkında olmuyorlar o papazlar veya kahinler zannediyorlar ki kendilerine bir ilahi iletişim geldi.

İşte bu saha çok tehlikeli bir sahadır. Bazen kimseler ben bunu duydum öğrendim, bana bunu dediler şunu dediler gibi, bunlar çok tehlikeli bir sahadır. Emmare Levvame Mülhime mertebesinde ilham ile evham da gelmeye başlar yani hayali girişler de olur. Çünkü bilgisayarı internete bağladığımız zaman çok bilgi kazanırız ama oradan virüs de girer. Aynı kapı açılmış olur. O zaman virüs koruyucuyu güçlü olarak kullanmış olmamız lazımdır. Yani gelen bilgileri analiz edip onları birbirinden ayırabilmemiz lazım ki bize zararlı bilgiler içeri girmesinler. Doğru bilgileri de yemesinler. Doğru bilgileri yedikleri zaman bilgisayar işletim sistemi çökmüş çalışamaz hale geliyor. Programının tamamen yenilenmesi gerekiyor o bizim aklımız ilmi birliğimiz ilmimizdir karmakarışık olur o zaman biz neye göre hareket edeceğiz.

Böylece gökyüzünden haber almaları artık mümkün olmadı çünkü bundan böyle Rasul Kibriya Hz lerinden başka haberci olmayacaktı, tek ve emin olan Hz rasulullaha bu görev verilmişti. Yani gelen haber vahy olacak ilhami olacak diğeri de firaset bu üç ilmin dışındakilerin hepsinde karışıklık vardır hayal vehim vardır tehlikelidir. Ne kadar mühim meseledir, işte beni İsrailde ve İseviyet mertebesinde yani Museviyet ve İseviyet mertebesinde bu hadiseler çoktur. Gidersiniz bir yere ben size İsevi, papaz büyüsü yapayım, büyü İsevilerde vardır Musevilerde de vardır neden çünkü bu saha onlara açıktır, ama Muhammediliğe bu saha kapatılmıştır. Muhammediyet hürmetine Peygamberimizin hürmetine bu saha kapatılmıştır. Cinler yukarıya çıkıp yalan yanlış haberleri almaya çalıştıkları zaman âyette belirtildiği gibi bir şihap, şihap delip geçen yıldırım manasına tarif ediyorlar. Bugün lazer ışınları ile uçakların havada vurulması gibi. Ayrıca burada da bize bu teknoloji de bildiriliyor. Biz olayın farkında değiliz biz onu hikaye okur gibi okuyoruz.

O zaman olmuş bir hadise zannediyoruz ama o zamanki hadisenin içinde bu günkü teknoloji de anlatılmıştır. Ceplerimizin içindeki telefonlar Süleyman (as) ın hüthüt kuşlarıdır. O zaman bunu sadece bir peygamber kullanıyorken bu gün o ilim sahaya açılmış olduğundan hepimiz istifade ediyoruz. Hani Hüdhüd diyordu ya “Ben çok yükseklere çıkar toprak altındaki su havzalarını görürüm” diyordu, bunu Hz Süleymana söylüyor. Süleyman (as) a orduna beni de al dediği zaman Süleyman (as) senin ne kabiliyetin var diye sorduğunda ben senin ordunun su ihtiyacı için su kaynaklarını tesbit ederim diyor. Gökyüzüne çıkar oradan toprak altındaki suları tesbit ederim diyor. Sana da su çok lazım sefere askerlerinle çıktığın zaman diyor.

Bu da bize peyklerin ilmini veriyor, uydular gökyüzünde yerin altındaki su ve petrol rezerverini tesbit edebiliyor. Biz de diyoruz ki Hz Süleymanın kerameti idi, mucizesi idi diyoruz. Tabi o gün mucize idi ama bu gün artık ilmi olarak çözülmüş bir sahadır.

Ku’an-ı Kerim’de evvellerin ve ahırların ilmi bildirildi daha henüz bilinmeyen nice ilimler O’nun içinde mevcuttur. Bu yön tamamen başka bir mevzudur ancak bu âyetin kısaca günümüzdeki zahiri olarak nasıl bir ilmi ortaya koyduğuna bakalım. Amerikanın yıldız savaşları diye geliştirmeye çalıştığı daha gökte iken tesirsiz hale getirmeye uğraştığı füzelere yolladığı lazer ışınlarının temelini anlatmaktadır fakat ne yazık ki biz tutucu Müslümanlar elimizdeki o sonsuz hazineyi baş ucumuza asıp bazen de ölülerimize okuyup bırakıyoruz. O da güzel de yeterli değildir.

Allah (cc) bizleri O’ndan en geniş şekilde faydalandırsın Müslümanlar olarak numune insan olup dinimize en güzel şekilde yararlı olalım. Şimdi gelelim kendimize bir insanda Hakikat-ı Muhammedi doğmadan evvel o insan vehim ve hayel bilgileri ile doludur. Gelen yeni bilgiler de aynı şekilde vehmi ve hayali olup ne zaman ki o kimse Hakikat-ı Muhammedi zuhura geldi o andan itibaren artık hayal ve vehim yolu kapanır. Yani Muhammedi bilgilerle donanmaya başlar artık o varlığa cinler ve şeytanlar ulaşamaz. İmanında kavi ise yoksa değilse gene eskisi gibi devam eder.

Nûr-u Muhammedi onları yakar işte ancak bu halden sonra doğru ilim kendinde çoğalmaya başlar gayreti ve himmeti nisbetinde yükselmesini de sürdürür.[24]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)