Ve ennâ lemmâ semi'nâ-lhudâ âmennâ bih(i)(s) femen yu/min birabbihi felâ yeḣâfu baḣsen velâ rahekâ(n)
"Gerçekten biz hidayet rehberini (Kur'an'ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden, ne de haksızlığa uğramaktan korkar."
"Doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kötülük edilmesinden."
Cin Suresi 13. ayet, cinlerin Kur'an'ı işittikten sonraki imanlarını ve bu imanın getirdiği güveni ifade etmektedir. Ayet, 'hüdâ'nın işitilmesiyle başlayan 'îmân' sürecini ve bu imanın sonucunda 'bahs' ve 'rahek' gibi olumsuzluklardan duyulan emniyeti vurgular. Dilbilimsel olarak, bu kavramlar cinlerin algı ve inanç dönüşümünü yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hüdâ (هدى), Allah'tan gelen doğru yolu gösterme, irşad etme ve hakikate ulaştırma anlamındadır. Ayetteki 'semı'nâ el-hüdâ' ifadesi, cinlerin Kur'an'ı işiterek onun hidayet edici özelliğini idrak ettiklerini ve bu sayede doğru yolu bulduklarını belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Hüdâ (هدى) kelimesi, burada 'Kur'an' anlamında mecazi olarak kullanılmıştır. Cinler, Kur'an'ı işitmekle, kendilerine doğru yolu gösteren ilahi kelamı dinlemişlerdir. Bu, Kur'an'ın bizzat hidayetin kaynağı olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Hüdâ (هدى), Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve 'doğru yolu gösterme, rehberlik etme' anlamını taşır. Ayetteki kullanımı, cinlerin Kur'an'ı bir rehber olarak kabul edip ona tabi olduklarını, böylece sapkınlıktan kurtulduklarını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman (إيمان), kalple tasdik, dille ikrar ve azalarla amel etmektir. Ayetteki 'âmennâ bihî' (ona inandık) ifadesi, cinlerin Kur'an'ın hidayetine kalpten inanıp onu tasdik ettiklerini ve bu inançla hareket ettiklerini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İman (إيمان), emniyet ve güven kökünden gelir. Bir şeye iman etmek, ona güvenmek ve onun doğruluğuna şüphe duymamaktır. Cinlerin 'âmennâ' demesi, Kur'an'ın getirdiği hidayete tam bir güven ve teslimiyetle bağlandıklarını ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İman (إيمان) kavramı, Kur'an'da sadece bir tasdik değil, aynı zamanda bir bağlanma ve teslimiyet halini ifade eder. Cinlerin 'âmennâ' demesi, işittikleri hidayete sadece aklen değil, tüm varlıklarıyla teslim olduklarını ve bu teslimiyetin getirdiği bir güven duygusu içinde olduklarını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Havf (خوف), bir şeyin olumsuz sonuçlarından duyulan endişe ve korkudur. Ayetteki 'felâ yehâfu' (korkmaz) ifadesi, Rabbine iman eden kişinin, ahirette karşılaşacağı durumlar veya dünyadaki sıkıntılar karşısında bir endişe taşımayacağını, Allah'ın koruması altında olduğunu belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Havf (خوف), gelecekteki bir zarardan veya olumsuzluktan çekinme halidir. Ayetteki bağlamda, iman eden kişinin, Allah'ın adaletine güvenerek, amellerinin karşılığının eksiltileceği veya haksızlığa uğrayacağı endişesinden arınmış olduğunu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Bahs (بخس), bir şeyin değerini düşürmek, eksiltmek veya hak ettiğinden daha azını vermektir. Ayetteki 'felâ yehâfu bahsen' ifadesi, iman eden kişinin, yaptığı amellerin karşılığının eksiltileceğinden, sevabının azaltılacağından korkmayacağını vurgular. Allah, müminlerin amellerini tam olarak karşılayacaktır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Bahs (بخس), bir hakkı veya bir karşılığı eksik vermek, haksız yere azaltmaktır. Bu ayette, iman edenlerin, Allah katında amellerinin karşılığının eksiltileceği veya zayi edileceği endişesini taşımayacakları belirtilir. Bu, Allah'ın adaletine ve vaadine olan güveni ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rahek (رهق), bir şeyi zorla kuşatmak, haksız yere zulmetmek veya bir zorbalıkla karşılaşmaktır. Ayetteki 'velâ rahekan' ifadesi, iman eden kişinin, ahirette veya dünyada haksız bir muameleye, zulme veya zorbalığa maruz kalmaktan korkmayacağını belirtir. Allah, müminleri haksızlıktan koruyacaktır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Rahek (رهق), burada 'zulüm' veya 'haksızlık' anlamında kullanılmıştır. Cinler, iman ettikten sonra, kendilerine bir haksızlık yapılmayacağından, üzerlerine bir zulüm gelmeyeceğinden emin olmuşlardır. Bu, imanın getirdiği bir emniyet ve huzur halidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahek (رهق), bir şeyi zorla kaplamak, kuşatmak ve bu yolla bir zulüm veya haksızlık yapmak anlamındadır. Ayetteki kullanımı, iman eden kişinin, Allah'ın koruması altında olduğu için, hiçbir haksızlığın veya zulmün kendisini kuşatamayacağından emin olduğunu ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.