Lineftinehum fîh(i)(c) vemen yu'rid ‘an żikri rabbihi yesluk-hu ‘ażâben sa'adâ(n)
(16-17) Yine de ki: "Bana şöyle de vahyedildi: 'Eğer yolda dosdoğru olurlarsa, mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar."
Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.
Bu ayet, Allah'ın insanları denemesini ve O'nun zikrinden yüz çevirenlerin karşılaşacağı azabı dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Özellikle 'fitne', 'i'rad' ve 'azab' kavramları, ilahi imtihanın ve sonuçlarının semantik katmanlarını gözler önüne sermektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fitne' kelimesinin aslının, altını ateşe sokarak saflığını ortaya çıkarmak olduğunu belirtir. Ayetteki 'li-neftinehum' ifadesi, Allah'ın insanları bolluk ve refahla denemesini, onların bu durum karşısındaki tutumlarını ortaya çıkarmayı amaçladığını gösterir. Bu, bir tür sınama ve imtihan etme anlamındadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'fitne' kelimesinin Kur'an'da çeşitli anlamlarda kullanıldığını, bu ayette ise 'imtihan' ve 'deneme' manasına geldiğini ifade eder. Allah'ın insanlara bol su vermesi, onların şükredip etmeyeceklerini veya isyan edip etmeyeceklerini sınamak içindir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fitne' kavramının Kur'an'daki temel anlamının 'sınama, deneme, imtihan' olduğunu vurgular. Bu sınama, genellikle insanın inancını, sabrını veya şükrünü ölçmek için kullanılır. Ayetteki bağlamda, bollukla sınama, insanın bu duruma nasıl tepki vereceğini görmek içindir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'i'rad' fiilinin mecazi olarak bir şeyden uzaklaşmak, onu terk etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'men yu'rid' ifadesi, Allah'ın zikrinden, yani O'nu anmaktan ve O'nun emirlerinden yüz çeviren kişiyi ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'i'rad'ın bir şeyden yüz çevirmek, ondan uzaklaşmak olduğunu ve bu uzaklaşmanın hem fiziksel hem de manevi olabileceğini açıklar. Ayetteki 'an zikri Rabbihi' ifadesiyle birlikte kullanıldığında, Allah'ın hatırlatmasından, öğütlerinden ve emirlerinden bilinçli bir şekilde uzak durmayı ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'i'rad' fiilinin Kur'an'da genellikle olumsuz bir bağlamda, hakikatten veya Allah'ın ayetlerinden yüz çevirme anlamında kullanıldığını belirtir. Bu, bir tür inkâr veya umursamazlık halini ifade eder ve ciddi sonuçları olan bir davranıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zikr' kelimesinin hem kalple hatırlama hem de dille anma anlamına geldiğini belirtir. Ayrıca Kur'an'ın kendisi için de 'zikr' tabirinin kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'zikri Rabbihi' ifadesi, Allah'ı anmayı, O'nun ayetlerini ve öğütlerini hatırlamayı kapsar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'zikr'in unutmanın zıddı olduğunu ve hem kalple hem de dille gerçekleşebileceğini söyler. Kur'an'da 'zikr'in bazen 'öğüt', 'hatırlatma' ve hatta 'kitap' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Allah'ın hatırlatmalarından ve Kur'an'dan yüz çevirme anlamını taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zikr'in Kur'an'daki merkezi kavramlardan biri olduğunu ve sadece Allah'ı anmakla kalmayıp, O'nun vahyini, emirlerini ve yasaklarını hatırlamayı da içerdiğini açıklar. 'Zikrullah'tan yüz çevirmek, Allah'ın mesajına karşı kayıtsız kalmak demektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azab' kelimesinin aslının 'tatlı su' anlamına gelen 'azb' kelimesinden türediğini ve 'azab'ın ise tatlı sudan mahrum bırakmak, yani acı vermek olduğunu belirtir. Ayetteki 'azaben sa'aden' ifadesi, gittikçe artan, şiddetlenen bir cezayı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'azab'ın bir şeyi engellemek, alıkoymak anlamına geldiğini ve bu nedenle cezaya 'azab' denildiğini ifade eder. Çünkü ceza, kişinin arzu ettiği şeylerden mahrum kalmasına neden olur. Ayetteki 'azaben sa'aden' ise, sürekli yükselen, artan bir azabı tasvir eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'azab'ın bedene veya ruha verilen acı olduğunu belirtir. 'Sa'aden' kelimesiyle birlikte kullanıldığında, bu azabın şiddetinin ve derecesinin sürekli artacağını, asla hafiflemeyeceğini vurgular. Bu, Allah'ın zikrinden yüz çevirenlerin karşılaşacağı müthiş bir akıbeti ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sa'd' kökünün yükselmek, yukarı çıkmak anlamına geldiğini belirtir. 'Azaben sa'aden' ifadesi, azabın şiddetinin ve derecesinin sürekli artacağını, yükselişe geçeceğini ifade eder. Bu, azabın sabit kalmayıp, her an daha da ağırlaşacağını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'sa'aden' kelimesinin 'şiddetlenen, ağırlaşan' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın zikrinden yüz çevirenlerin çekeceği azabın, zamanla daha da şiddetleneceğini ve dayanılmaz bir hal alacağını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sa'd'ın bir şeyin yukarı doğru hareket etmesi olduğunu ve bu bağlamda 'azaben sa'aden'in, azabın şiddetinin ve acısının sürekli artarak yükselmesi anlamına geldiğini açıklar. Bu, cezanın dinamik ve sürekli kötüleşen bir yapıda olduğunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.