İçeriğe atla
Cin 19Cüz 29 · Sayfa 573

Cin Sûresi 19. Âyet

الجن

Sohbete sor

Ve ennehu lemmâ kâme ‘abdu(A)llâhi yed'ûhu kâdû yekûnûne ‘aleyhi libedâ(n)

"Allah'ın kulu (Muhammed), O'na ibadet etmek için kalktığında cinler nerede ise (Kur'an'ı dinlemek için kalabalıktan) onun etrafında birbirlerine geçiyorlardı.

Cin Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Peygamber Efendimiz salât ettirmek-namaz kıldırmak için kalktığında cin taifesi o’nu dinlemek için birbirlerine giriyorlar idi. Ancak lâtif olup görünmedikleri için çevredeki insan nesli-sülâlesi bunların farkında değiller idi. [36] “ İz- -T-B- ”

Âyet, "Hakikat-i Muhammediyye'nin (insan-ı kâmil) zuhur ettiği anda, görünen ve görünmeyen tüm varlık katmanlarının (melek, cin, insan) ona olan ilgisini, onun etrafında toplanmasını ve ondan feyz almak için adeta birbirleriyle yarışmalarını" ifade eder. "Abdullah" (Allah'ın kulu), insan-ı kâmilin en temel vasfıdır. Cinlerin toplanması, varlığın her katmanının bu kemâl noktasına olan derin iştiyakını sembolize eder.

"Abd" (kul), en yüce makamdır. Çünkü kulluk (ubûdiyet),

insanın yaratılış gayesidir ve en büyük şereftir. "Abdullah" (Allah'ın kulu) ifadesi, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) en temel ve en yüce vasfıdır (Mi'râc gecesindeki "Kulunun gece yolculuğu" ifadesi de buna işaret eder). İnsan-ı kamil (Kamil insan), işte bu "abd"lik makamında kemâle ermiş, nefsânî benlikten (enâniyet) tamamen sıyrılmış ve sadece O'nun kulu olma bilincine ulaşmış kişidir. 72/19 âyetindeki "Abdullah" ifadesi, sadece Hz. Muhammed'i (s.a.v.) değil, aynı zamanda onun şahsında temsil edilen insan-ı kâmil hakikatini de ifade eder.[37] 

"Kâme" (Kıyam/Kalkmak): "kıyam" (kalkmak), sadece fizikî bir ayağa kalkış değil, aynı zamanda "manevî bir yükselişi, Hakk'a yönelişi ve kulluk vazifesini ifa etmek üzere hazır bulunuşu" simgeler. Hz. Peygamber'in salata-namaza durması (kıyam), onun "abd"lik makamında Hakk'a en yakın olduğu anlardan biridir. Bu anda, onun varlığından tüm âlemlere bir nûr ve feyz yayılır.

"Yed'ûhu" (O'na çağırmak): Bu fiil, hem namazda Allah'a dua etmeyi (ibadet), hem de Kûr’ân okuyarak insanları ve cinleri Allah'a davet etmeyi (tebliğ) ifade eder. İnsan-ı kâmilin çağrısı (daveti), sadece lafzî bir davet değil, aynı zamanda onun varlığının kendisi bir çağrıdır. Onun hali, sözünden daha etkili bir davettir. Cinlerin onun etrafında toplanması, işte bu hâlî davetin (varlığının yaydığı nûrun) bir sonucudur.

Cinlerin Toplanması (Kâdû Yekûnûne Aleyhi Libedâ)

a) Varlığın Özüne Duyulan Özlem:  Tüm varlık türleri (melek, cin, insan, hayvan, bitki, hatta cansız varlıklar) aslında bir özlem ve iştiyak içindedir. Bu iştiyakın kaynağı, kendi varlık sebebini (rabbini) tanıma ve ona yakın olma arzusudur. İnsan-ı kâmil (Hz. Peygamber ve onun vârisleri), varlığın bu özlem duyduğu hakikatin en mükemmel tecelli ettiği noktadır. Bu nedenle, o zuhur ettiğinde (salata-namaza durduğunda, Kûr’ân okuduğunda), tüm varlık katmanları onun etrafında toplanır, ondan feyz almak için can atar. Cinlerin bu kadar kalabalık toplanması, işte bu derin iştiyakın bir ifadesidir.

b) Görünen ve Görünmeyen Âlemlerin Buluşması: Cinler, görünmeyen (gayb) âlemin varlıklarıdır. Hz. Peygamber ise hem görünen (şehâdet) hem de görünmeyen (gayb) âlemleri kuşatan bir varlıktır. Onun salatta-namazda okuduğu Kûr’ân, her iki âleme de hitap eden ilâhî bir kelâmdır. Bu anda, görünen ve görünmeyen âlemler buluşur; cinler, bu buluşmaya iştirak etmek için adeta birbirlerini ezercesine toplanırlar. Bu, vahdet-i vücûd anlayışında kesretin (çokluğun) vahdete (birliğe) olan özleminin bir yansımasıdır.

c) "Libedâ" (Birbirine Kenetlenme): Bu kelime, toplanmanın öylesine yoğun olduğunu, birbirlerine kenetlendiklerini, neredeyse tek bir varlık haline geldiklerini ifade eder. Bu, "çokluğun birlikte yok oluşunu (fenâ) ve hakikat etrafında birleşmesini (cem')" sembolize eder. Onlar, "Abdullah"ın (insan-ı kâmilin) etrafında öyle bir toplanır, onun varlığında öyle bir fânî olurlar ki, aralarındaki farklılıklar kaybolur, hepsi tek bir noktada birleşir. Bu, âhiretteki haşrin (tüm varlıkların bir araya toplanması) dünyadaki küçük bir örneğidir.[38]