Kul innemâ ed'û rabbî velâ uşriku bihi ehadâ(n)
De ki: "Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam."
Cin Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet-i kerime Rububiyet mertebesi âyetlerindendir. Ve Uluhiyet mertebesinden risalet mertebesine emirdir.
Efendimiz (s.a.v.) şahsında “kul” deki ifadesi ile yeryüzünde bulunan cinleri rabb’ül âlemin olan Allah (c.c.) Uluhiyet mertebesine davet ettiğini Ve Ahad olan yani tek ve bölünemez varlık olan Allah’ın ortağı olmadığı bildirmesi istenmiş.
“Kul” deki ifadesi ise âyet-i kerime kişinin şahsında vehimi-cinni varlıkları “Hadi” olan rabbine davet etmesi istenmekte ve ona ortak diğer hayali varlıklara rabblik- ilahlık vererek ortak koşmadığı ifade etmesini bildirmektedir. (M.D.)
"Ehad" (bir kimse) kelimesi, reddin kapsamını genişletir. Sadece putlar, melekler, cinler, insanlar değil, kişinin kendi nefsi (enâniyeti) de bu redde dahildir. Kişi, Rabbine yönelirken, kendi varlığını dahi O'na ortak koşmamalı, "ben" demekten sıyrılmalıdır. Fusûs'ül-Hikem'de işlenen "isti'dâd-ı gayr-i mec'ûl" (kılınmamış istidat) kavramı, bu noktada önemlidir. Kişi, kendi istidadının farkında olmalı, ancak bu istidadı kendinden bilmemeli, onu da Hakk'ın bir tecellisi olarak görmelidir. Aksi takdirde, istidadına güvenmek, onu Hakk'a ortak koşmak (gizli şirk) olur.