Kul innî len yucîranî mina(A)llâhi ehadun velen ecide min dûnihi multehadâ(n)
De ki: "Gerçekten beni Allah'a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam."
De ki, "Allah'tan beni kimse kurtaramaz ve ben O'ndan başka bir sığınacak bulamam."
Cin Suresi 22. ayet, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Allah'ın kudreti karşısındaki acizliğini ve O'ndan başka bir sığınak bulamayacağını vurgulayarak tevhid inancının temelini oluşturan bir mesajı iletmektedir. Ayet, 'koruma' ve 'sığınma' kavramları üzerinden Allah'ın mutlak egemenliğini ve kulların O'na olan bağımlılığını dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cevr (جور) kelimesi, aslen 'bir şeyden sapmak, eğilmek' anlamına gelir. 'İcâre' (إجارة) ise, birini bir şeyden korumak, himaye etmek demektir. Ayetteki 'len yücîranî' ifadesi, Allah'ın azabından veya hükmünden kimsenin kendisini koruyamayacağını, O'na karşı bir himaye sağlayamayacağını belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu fiil, 'birini bir şeyden kurtarmak, ona yardım etmek' manasına gelir. Ayetteki kullanımı, Hz. Peygamber'in Allah'ın iradesine karşı kimsenin kendisine bir fayda sağlayamayacağını, O'nun azabından kimsenin kendisini kurtaramayacağını mecazi bir dille ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): C-v-r kökünden türeyen 'yücîranî' fiili, 'korumak, himaye etmek, kurtarmak' anlamlarını taşır. Ayetteki bağlamda, Allah'ın takdirine karşı hiçbir gücün veya kimsenin Peygamber'i koruyamayacağını, O'nun hükmünden kurtaramayacağını vurgular, bu da Allah'ın mutlak kudretini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ahad (أحد), 'bir, tek' anlamına gelir ve genellikle olumsuzluk bağlamında 'hiç kimse' manasında kullanılır. Ayetteki 'len yücîranî minallahi ahadun' ifadesi, Allah'a karşı kendisini koruyabilecek tek bir kişinin dahi olmadığını kesin bir dille belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Ahad, sayısal birliği ifade etmesinin yanı sıra, olumsuz cümlelerde 'hiç kimse' anlamını pekiştiren bir edattır. Bu ayette, Allah'ın kudreti karşısında hiçbir varlığın müdahale edemeyeceğini, Peygamber'i koruyamayacağını vurgulamak için kullanılmıştır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ahad' kelimesi, genellikle Allah'ın birliğini ifade etmekle birlikte, olumsuz bağlamlarda 'hiç kimse' anlamında da kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın mutlak gücüne karşı hiçbir varlığın etkili olamayacağı fikrini pekiştirir ve tevhidin bir yönünü ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vecede (وجد) fiili, 'bulmak, elde etmek, idrak etmek' gibi anlamlara gelir. Ayetteki 'len ecide' ifadesi, Hz. Peygamber'in Allah'tan başka bir sığınak bulamayacağını, böyle bir imkanın olmadığını kesin bir dille ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Vecede fiili, bir şeyi arayıp bulma veya ona ulaşma eylemini ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, Peygamber'in Allah'ın dışında bir sığınak arayışının sonuçsuz kalacağını, böyle bir sığınağın var olmadığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): L-h-d kökünden türeyen 'mültehad' (ملتحدا), 'sığınılacak yer, barınak' anlamına gelir. Aslen 'bir şeye meyletmek, eğilmek' manasından türemiştir. Ayetteki kullanımı, Allah'tan başka bir sığınma veya kaçış yerinin olmadığını, O'nun kudretinden kurtulmanın imkansızlığını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Lahd (لحد), 'bir şeye meyletmek, eğilmek' ve 'sığınmak' anlamlarını taşır. 'Mültehad' ise, 'sığınılacak yer, melce' demektir. Ayetteki 'min dûnihî mültehaden' ifadesi, Allah'ın dışında, O'nun azabından veya hükmünden kaçıp sığınılacak hiçbir yerin bulunmadığını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): L-h-d kökü, 'bir tarafa eğilmek, sapmak' ve bu bağlamda 'sığınmak' manasına gelir. 'Mültehad', kişinin tehlikeden korunmak için yöneldiği, sığındığı yerdir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kudretinden kaçışın imkansızlığını ve O'ndan başka bir sığınma yerinin olmadığını açıkça belirtir.
Cin Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Kişinin (abd) mutlak fakrının (hiçliğinin) en derin ifadesi olarak, kendisinin dahi ilâhî kahır (celâl) karşısında hiçbir koruyucu ve sığınak bulamayacağını idrak etmesini ve bu idrakle yalnızca Allah'a sığınmasını" ifade eder. (M.D.)
"Allah'ın celâl sıfatları (kahır, gazap, intikam) tecelli ettiğinde, hiçbir varlığın (peygamber, velî, melek) bu tecelliye müdahale edemeyeceğini, O'nun kudreti karşısında herkesin aciz olduğunu" vurgular. Bu, kulun mutlak fakrının (hiçliğinin) en derin ifadesidir.
Daha önce 72/21'in tevilinde "lâ emliku" (gücüm yetmez) ifadesi, kulun başkalarına fayda/zarar verme konusundaki acziyetini ifade ederken; bu âyetteki "ley yucîranî" ifadesi, kulun kendi nefsini dahi Allah'ın azabından koruyamayacağı şeklinde daha ileri bir acziyet mertebesini ifade eder. Bu, insan-ı kâmilin dahi ulaştığı en yüksek marifet mertebesidir: Kişi, kendisinin bile Allah katında hiçbir şey olmadığını, O'nun dilemesi dışında hiçbir güce sahip bulunmadığını idrak eder.
"Multehad", "sığınılacak yer, barınak, kaçılacak nokta" anlamına gelir. İbn-i Arabî'nin te'vilinde bu ifade, "varlıkta Allah'tan başka gerçek bir sığınağın bulunmadığını, her şeyin O'na muhtaç olduğunu ve O'ndan başka her şeyin (mâsivâ) geçici ve güvenilmez olduğunu" vurgular.
Varlık birdir (vâhid) ve gerçek varlık (vücûd-ı hakîkî) yalnızca Allah'a aittir. O'ndan başka her şey (mâsivâ) gölge varlıklardır, vehmîdir, geçicidir. Dolayısıyla, gerçek anlamda sığınılacak, güvenilecek, dayanılacak tek merci Allah'tır. İnsanlar, dünyada iken çeşitli sığınaklar vehim ederler: mal, makam, evlat, eş, dost, kabile, devlet... Ancak hakikat (el-Hâkka) geldiğinde, bu vehmî sığınakların hepsi yok olur ve geriye yalnızca Allah kalır. İşte "len ecide min dûnihî multehadâ" (O'ndan başka sığınak bulamam) ifadesi, bu hakikatin peygamber diliyle ilanıdır.
İçinde bulunduğumuz günlerde nefsi emmarenin vehmi ateş yönünün yeryüzüne yansıması sonucu çıkan savaşta atılan bombalar ve füzeler neticesinde alarmlar çaldığında maddi sığınaklara insanlar kaçmatadır. İşte insan enfüsi varlığında bu vehim ateşinden Allah (c.c.) sığınacak başka bir mercii yoktur. (M.D.)