İçeriğe atla
Cin 3Cüz 29 · Sayfa 572

Cin Sûresi 3. Âyet

الجن

Sohbete sor

Ve ennehu te'âlâ ceddu rabbinâ mâ-tteḣaże sâhibeten velâ veledâ(n)

"Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir; ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk."

Cin Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

"Teâlâ ceddu rabbinâ" ifadesi, işte bu "idrak edilemez azamet" in bir ifadesidir. Cinler, Kûr’ân'ın azametini işitince, onu indiren Rabbin azametini de idrak etmiş ve bu idrakle O'nu tenzih etmişlerdir.

"Sâhibe" ve "Veled" Bu iki kavram, özellikle müşrik Arapların ve diğer din mensuplarının (Hıristiyanlar, Yahudiler) Allah hakkındaki yanlış inançlarına (meleklerin Allah'ın kızları olduğu, Üzeyr'in Allah'ın oğlu olduğu, Mesih'in Allah'ın oğlu olduğu gibi) bir reddiyedir.

Cinlerin Kûr’ân'ı işittikten sonra vardıkları en yüksek tevhid bilincini ifade eder. "Teâlâ ceddu rabbinâ" (Rabbimizin şanı/azameti çok yücedir), Allah'ın mutlak aşkınlığını (tenzih), celâl ve cemâl sıfatlarıyla birlikte idrak edilemez azametini vurgular. "Mettehaze sâhibeten ve lâ veledâ" (O, ne bir eş ne de bir çocuk edinmiştir) ifadesi ise, O'nun zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde hiçbir ortağının (şirk) bulunmadığını, yaratılmışlara ait özelliklerle (evlilik, çocuk sahibi olma) nitelenemeyeceğini kesin bir dille reddeder. 




(112/3-Lem yelid ve lem yûled)

“O, doğurmadı ve doğurulmadı”


Bu âyeti kerîmeyi ilk anda beşeri olarak fiziksel mertebede bir doğum olarak anlıyoruz. Yukarıdaki âyeti kerîmelerde Cenâb-ı Hakk (c.c) zati oluşumlarından bahsederken burada ef’al mertebesinde ki oluşumlardan bahsediyor. Demek ki bu anlatımlardan bizim anlamamız gereken pek çok hususlar bulunmaktadır.

Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın zat âleminden sıfat âlemine, sıfat âleminden esma âlemine, esma âlemindende ef’al âlemine tenezzül etmesidir. Bu tenezzül aşamaları aynı zaman çıkış yâni uruc aşamalarıdırda. Bu oluşan hadise bütün âlem şumul oluşmaktadır yâni birmertebeden bir mertebeye değildir yoksa aksi halde Cenâb-ı Hakk (c.c)’ı mekan ve mertebeler ile sınırlamış oluruz.

Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın kendi varlığının kendi varlığında kendisiyle bu şekilde zuhura çıktığının bizlere basit olarak anlatılabilmesi için doğmamıştır ve doğurulmamıştır ifadeleri kullanılmıştır. Doğmak ve doğurulmak için iki varlığa ihtiyaç vardır ki Hakk’ın zâtında böyle bir şey mümkün değildir. O halde görülen kesret-çokluk iki varlıktan meydana gelen ikinci bir oluşum değil, tekin kendi içinde zahir batın iki gibi görünüşünden ibarettir.[9] “ İz- -T-B- ”